Yüksel Ekici

Yüksel Ekici

HAVA PUSLU, YOLLAR DİKENLİ!...


5.07.2026

    Siyaset kazanları kaynıyor ülkede.

    Kaynayan kazanların en büyüğü elbette ki CHP’nin içine atılıp altının sürekli harlandığı kazan.

    Nasıl bir CHP isteniyor tartışması yaşanırdı eskiden.

    Durum değişti, tartışma konuları çeşitlendi şimdi.

    Atanmışın CHP’si var.

    Seçilmişin CHP’si var.

    Genel başkanlar iki tane.

    Kim hangisinin genel başkanıdır bir çırpıda anlatmak deveye hendek atlatmak kadar zor.

    Partili veya sempatizan vatandaş açısından meseleye bakmak bulmacaya dönüşüyor giderayak.

    Benim CHP hangisi?.

    Senin CHP hangisi?.

    Partili olmayıp, en azından oy vermeye niyetlenen vatandaşın durumu daha karmaşık.

    Hangi CHP’ye oy verecek?.

    İki tarafta ha bire “al bu kirazdan, kalmaz birazdan” havası basıyor üstelik.

    Ne yapmalı, ne etmeli, hangi kervana dahil olmalı sorusu kafalara yerleşiyor giderayak.

    Üstelik nazik ve bir o kadarda netameli bir iklim var ki; izahı zor, mizahı daha da zor.

    Demem o ki;

    Düşünmek serbest, anlatmak sıkıntılı.

    Mersin’de bu kaostan payını alıyor elbette.

    Mesela bizim gazete yazmış;

    “İlçeler taraf, Seçer sessiz!..”

    Haber gayet masum.

    Kaosun içerisindeki CHP’nin Mersin’deki durumuna dikkat çekme amacı güdülerek yazılmış.

    Haberin sonucu aslında başlığında gizli bana göre.

    Suyun sakin akanından, insanın sessiz olanından korkacaksın öğretisi vardır bende.

    Macera yoktur bu öğretide.

    Sabır vardır.

    Duracağı yeri bilmek vardır.

    Doğru zamanlama vardır.

    Aslolan kazanmaktır.

    En azından kazananın yanında yer alabilmektir.

    Tecrübe ister.

    Zeka ister.

    Bahse konu yazının öznesi şahıs tüm bu hasletlere sahip kurt bir siyasetçidir benim gözlemlerime göre.

    Yanlış kervana karışmaz.

    Durakta kazanan treni beklemek en gerçekçi seçenektir siyasette.

    Kısa kesip özet vereyim;

    Tren gelir hoş gelir.

    Hayırlı olsun gari..

    **

    Sevdiğim Laflar:

    “DEVE VAR BİR AKÇEYE, DEVE VAR BİN AKÇEYE!...”

   

ARŞİV YAZILAR