Yüksel Ekici

Yüksel Ekici

KUYU DERİN, İP KISA!...


2.06.2026

    Okurlarım hatırlar; özellikle son birkaç yıldır genel siyasetimizin kısırlığı üzerine epeyi yazı yazmışlığım vardır.

    Çözümsüzlüğe mahkum edilen genel siyasetimizin düşük yapması halidir içine düşürüldüğümüz bu günkü durum.

    Sebebi çoktur geldiğimiz noktanın.

    Gazetenin bana ayırdığı sütunlar yetmez bunları yazmaya, anlatmaya.

    Kısa kesip vizyonsuzluğun sonu budur diyeyim.

    Geçmişi kurcalamanın kimseye faydası olmaz bu saatten sonra.

    Mesele bundan sonra neler olacağıdır.

    CHP bir kuyuya itilmiştir.

    Kuyu çok mu derindir?.

    Yoksa;

    CHP’nin elindeki ip çok mu kısadır?.

    Bunları göreceğiz.

    Enseyi karartmayalım demek isterdim ama ben karamsarım bu konuda.

    Kuyu derindir.

    Ve çok parçalı bir kuyular ağıdır.

    Üstüne üstlük ip çok kısadır.

    Çıkılmaz mı?.

    Çıkılır elbette.

    Ama nasıl?.

    Çok çabalamanın dışında çok ama çok akıllı siyaset mühendisliği gerekir partiyi sağ salim düze çıkarmak için.

    Türkiye’nin sağlıklı bir siyaset düzenine geçebilmesi ve orada kalabilmesi adına CHP çok önemli bir kurumdur.

    Sağlıklı bir Türkiye için sağlıklı bir siyaset kurumuna ve sağlıklı bir CHP’ye  ihtiyaç var.

    Ve tüm sağlıklı siyasi partilere.

    CHP’nin o kuyudan çıkarılması için herkes, hepimiz hatta mevcut iktidar paydaşları dahil olmak üzere el verilmelidir derim ben.

    Görev kabul edilmelidir bu el verme işi.

    Yoksa o kuyu hepimizi içine çeker.

    Diyeceğim;

    Son pişmanlık fayda vermez!..

    Gündelik siyasete dönersek;

    Mevcut durum en çok CHP’li belediye başkanlarını etkiliyor gördüğümüz kadarıyla.

    Mansur Yavaş dışındakilerin çok büyük bölümü eski deyimle sütre gerisinde pozisyon alma derdine düşmüş durumda.

    Çetin Altan üstadın dediği gibi “du bakali ne olacak” çizgisinde ortalarda görünmeme derdindeler.

    Bu durum özellikle Mersin’de çok belirgin.

    Büyük Ağabey dahil tek ayak üstünde yakalanmış gibiler.

    Ne ses veriyorlar ne de renk.

    Yetersiz bakiye çaresizliği sendromundalar bana göre.

    Eleştiri amacında değilim.

    Yarınların ne getireceğini bilmeyi bırakın, tahmin bile edemeyeceğimiz günler yaşarken onların keskin kararlarla ortaya çıkmamaları kendi siyasi selametleri açısından gayet normaldir.

    Üstelik memleketçe ne olduğunu tam olarak anlamış bile değiliz bana göre.

    Hele bir hava açsın, sis, duman dağılsın kimlerin nerede durduğunu görürüz.

    Bu konularda tezviratın çok olduğunu söylemeden geçmeyeyim.

    Ankara’da ilginç şeyler olduğunu fısıldıyor siyaset kuşları.

    Bazı belediye başkanlarının zevahiri kurtarmak adına merkezi idareye yakın siyasilere “uslu çocuk” görüntüsü verme çabaları olduğu söyleniyor.

    Bu amaçla “Direk” çalışanlarda varmış, aracılara umut bağlayanlarda.

    Umarım gerçek olmaz.

    Tezvirat düzeyinde kalır.

    Seçmen bu kadar saygısızlığı hak etmiyor çünkü.

    Demem o ki;

    “Du bakali ne olacak?..”

    **

    Sevdiğim Laflar:

    “HESAPSIZ KASAP YA BIÇAK KIRAR YA MASAT!..”

   

ARŞİV YAZILAR