‘Laikliği savunmak suç değildir’

24 Şubat 2026 Salı 18:59

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan laiklik tepkisi: “Laikliği savunmak suç değildir. Laiklik, toplumsal barışın ve emeğin ortak zeminidir. Derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk ve güvencesizlik karşısında toplumun gerçek gündemi geçim derdidir”

HEDİYE EROĞLU

 

Mersin’de Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, laikliğe karşı saldırılara ve laikliğin suç olarak gösterilmesine karşı basın açıklaması düzenlendi.

Merin Gazeteciler Cemiyetinde yapılan basın açıklamasında, “Laikliği savunmak suç değildir” mesajı verildi.

 

“LAİKLİĞİ SAVUNMANIN ÇARPITILARAK SUÇ UNSURU GİBİ SUNULMASI KABUL EDİLEMEZ”

Basın açıklaması metnini okuyan Platform Dönem Sözcüsü Makine Mühendisleri Odası (MMO) Mersin Şube Başkanı İsmail Oğuz, “Laiklik, toplumsal barışın ve emeğin ortak zeminidir” diyerek, tepkilerini dile getirdi. “Son süreçte laiklik ilkesini savunan kesimlerin hedef gösterilmesi, bu talebin bilinçli biçimde çarpıtılarak suç unsuru gibi sunulması kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır” diyen Oğuz, “Laiklik karşıtı söylemler yalnızca anayasal düzene değil; aynı zamanda emekçilerin yıllara yayılan mücadeleleriyle kazanılmış temel haklarına da yönelmektedir.

 

“LAİKLİK; TÜM İNANÇLARIN VE İNANÇSIZLIĞIN EŞİT YURTTAŞLIK TEMELİNDE GÜVENCE ALTINA ALINMASIDIR”

Laiklik; herhangi bir inanca karşı duruş değil, tüm inançların ve inançsızlığın eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınmasıdır. Devletin tüm yurttaşlara eşit mesafede durmasının, kamusal alanın ayrımcılıktan arındırılmasının ve toplumsal barışın korunmasının ön koşuludur. Bu ilkenin zayıflatılması; halkın inanç, kimlik ve yaşam tarzı üzerinden ayrıştırılmasına zemin hazırlar” dedi.

 

“TOPLUMUN GERÇEK GÜNDEMİ GEÇİM DERDİDİR”

Bugün derinleşen ekonomik kriz nedeniyle artan yoksulluk ve güvencesizlik karşısında toplumun gerçek gündeminin geçim derdi olduğunu vurgulayan Başkan Oğuz, “Ancak emekçilerin ortak sorunlarına çözüm üretmek yerine, toplumu kimlikler üzerinden kutuplaştıran politikalar öne çıkarılmaktadır. Yoksulluğun, işsizliğin ve adaletsizliğin üzeri; ayrıştırıcı söylemlerle örtülmek istenmektedir. Bu yaklaşım, emekçilerin birlikte hak arama iradesini zayıflatmayı amaçlamaktadır.

 

“LAİK BİR DÜZENDE SENDİKAL FAALİYETLER, GREV HAKKI VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMAYA AÇILAMAZ”

Oysa laiklik; emeğin hak mücadelesinin önünü açan bir ilkedir. Laik bir düzende sendikal faaliyetler, grev hakkı ve örgütlenme özgürlüğü tartışmaya açılamaz. İş cinayetleri ‘takdir-i ilahi’ diyerek geçiştirilemez; çalışma yaşamındaki ihlaller dini söylemlerle meşrulaştırılamaz. Hiçbir değer, emek sömürüsünün kılıfı haline getirilemez.

Laikliği savunmayı inanç karşıtlığı gibi göstermeye çalışmak hem gerçeği çarpıtmaktır hem de toplumsal huzuru zedeleyen tehlikeli bir manipülasyondur. Laiklik; inançların siyasal ve ekonomik çıkar ilişkilerine alet edilmesine karşı durmaktır. Bu, demokratik toplumun asgari gereğidir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Cumhuriyet’in temel niteliklerini ‘demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti’ olarak tanımlar. Bu ilkelerin aşındırılması; hukukun zayıflaması, sosyal devlet anlayışının gerilemesi ve demokratik mekanizmaların işlevsizleşmesiyle birlikte ilerlemektedir. Laikliğe dönük saldırılar bu bütünün bir parçasıdır.

 

“LAİKLİĞİ SAVUNMAK MEŞRU, ANAYASAL VE TARİHSEL BİR SORUMLULUKTUR”

Emek ve Demokrasi Platformu olarak açıkça ifade ediyoruz: Laikliği savunmak meşru, anayasal ve tarihsel bir sorumluluktur. Emeğin birliğini, toplumsal barışı ve eşit yurttaşlığı savunmaya; özgürlükçü, sosyal ve demokratik bir düzen için ortak mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” diye konuştu.