Hekimler, barış ve sağlık çalıştayı için Mersin’de buluştu

22 Şubat 2026 Pazar 16:28

Mersin’in ev sahipliğinde yapılan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Toplumsal Barış ve Sağlık Çalıştayı”nda kadın hekimler, barış çağrısı yaptı.

Haber Merkezi

 

Türk Tabipler Birliği (TTB)  Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu tarafından “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Toplumsal Barış ve Sağlık Çalıştayı” Mersin Tabip Odası ev sahipliğinde yapıldı. Çalışta sonunda basın açıklaması yapılarak, barışın, çatışmasızlığın önemine dikkat çekildi.

 

“SAVAŞ, TÜM HAKLARIN TEMELİ OLAN YAŞAM HAKKINI İHLAL EDER”

Oda da yapılan basın açıklamasını okuyan Mersin Tabip Odası Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu üyesi Dr. Aybüke Tuğçe Mustan, yaşamın ve sağlığın en temel koşulu olan barışa neden ihtiyaç duyulduğunu konuşmak için bir araya geldiklerini söyledi.

“Kadınların yaşamı, sağlığı ve toplumsal barış arasındaki ilişkiyi görünür kılmak ve barışın inşasında söz kurmak için ülkenin dört bir yanından kadın hekimler olarak bir araya geldik” diyen Mutsan, “Biliyoruz ki, savaşları üreten kapitalist patriyarkal sistemlerdir. Çünkü savaş, tüm hakların temeli olan yaşam hakkını ihlal eder. Savaş dönemlerinde özgürlük ve eşitlik rafa kalkar; bu durum, savaşı besleyen eril hegemonik düzen tarafından meşrulaştırılır. Emek ve beden sömürüsü derinleşir; kadın bedeninin denetimi çeşitli gerekçelerle tahakküm altına alınır” dedi.

 

“ŞİDDET, EN ÖNCE KADINLARIN BEDENİNDE VE YAŞAMINDA GÖRÜNÜR HALE GELİYOR”

Şiddetin, göç ve yoksulluk gibi savaşın sonuçlarının tarih boyunca kadınların yaşamını belirlediğine vurgu yapan Dr. Aybüke Tuğçe Mutsan, şiddetin artışının, toplumsal hayatta en önce kadınların bedeninde ve yaşamında görünür hale geldiğini ifade etti. Mutsan, “Bu şiddet; gündelik dildeki cinsiyetçi ifadelerden başlar, beden dokunulmazlığının ihlaline, ekonomik ve sosyal eşitsizliklere, kürtaj ve doğum kontrol yöntemlerine erişememeye, temel sağlık hizmetlerinin çökmesine, kadınların özgün sağlık gereksinimlerinin yok sayılmasına, kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılmasına ve çocuk yaşta evliliklere kadar uzanan geniş bir alanda yeniden üretilir.

 

“BARIŞ, KADINLAR İÇİN GÜNDELİK YAŞAMIN HER ANINDA HİSSEDİLEN TEMEL BİR GEREKSİNİMDİR”

Gerçek barış; özgürlüğün ve eşitliğin yaşamın her hücresine nüfuz ettiği, toplumsallaşmış bir örüntüdür. Bu nedenle barış, kadınlar için gündelik yaşamın her anında hissedilen temel bir gereksinimdir. Kadınlar bunun tarihsel olarak farkındadır; çünkü kadınlar savaşın değil, barışın öznesi olagelmiştir.

Sağlık çalışanları, toplumla kurdukları doğrudan ve sürekli temasla yalnızca bakım ve tedavi sunmaz; hastalarına dokunarak, tanıyarak, sezgisel bir ilişki içerisinde hem sağaltır hem de onarır. Savaşın toplum sağlığı üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkileri düşünüldüğünde, barışın tesisi sağlık çalışanları için yalnızca bir yurttaşlık talebi değil, toplum sağlığının korunması açısından zorunlu bir gerekliliktir. Çünkü hekimler yaşamı savunur ve savaş bir halk sağlığı sorunudur.

 

“CİNSİYET TEMELLİ NEFRET VE AYRIMCILIĞIN ORTADAN KALDIRILDIĞI HER YERDE BARIŞ FİLİZLENİR”

Bugün, ülkemizin ve dünyanın içinden geçtiği tarihsel süreçte, barışı konuşmak yalnızca çatışmasızlığı konuşmak değildir. Biliyoruz ki, cinsiyet temelli nefret ve ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı her yerde barış filizlenir. Bu nedenle gerçek bir barış; toplumsal cinsiyet eşitliğinin gözetildiği, cinsiyetçi şiddetin ortadan kalktığı koşullarda hayat bulabilir.

Biz kadın hekimler olarak, Hipokrat yemini, mesleki değerlerimiz ve yaşam savunuculuğumuzla, barışın tesisinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin esas alınması gerektiğini savunuyor; gerçek ve toplumsal bir barışın ayrımcılık ve nefret söylemlerine karşı politikalar geliştirilmesiyle inşa edilebileceğini vurguluyoruz.

 

“TOPLUMSAL BARIŞ, ANCAK TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ İLE MÜMKÜNDÜR!”

Ev içinden başlayarak topluma yayılan her türlü şiddete ve savaşlara karşı yaşamı ve özgürlüğü savunuyoruz. Bunun için: İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesini, 6284 sayılı yasanın etkin şekilde uygulanmasını, kadınların Medeni Kanun’dan gelen haklarını ve LGBTİ+’ların yaşam ile sağlık haklarını geriye götüren uygulamalardan vazgeçilmesini, eğitimde, sağlıkta ve yaşamın tüm alanlarında kadınların ve çocukların haklarını gözeten politikalar üretilmesini talep ediyoruz. Toplumsal barış, ancak toplumsal cinsiyet eşitliği ile mümkündür!” diye konuştu.