HÂLÂ ENKAZ ALTINDAYIZ!

6 Şubat 2026 Cuma 17:24

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, 6 Şubat depremlerinin 3. yılında, “ÜLKE OLARAK HALA ENKAZ ALTINDAYIZ” mesajı verdi.

Haber Merkezi

 

Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Mersin İl Koordinasyon Kurulu, (İKK), 6 Şubat depremlerinin 3. yılında yazılı bir mesaj yayınlayarak, ilgilileri ve yetkilileri uyardı.

“6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli yaşadığımız depremlerin üzerinden üç yıl geçti. Aradan geçen üç yılda acımız azalmadı; yaşadığımız yıkım ise daha da büyüdü” denilen açıklamada. resmi verilere göre 53 bin 537 yurttaşın yitirildiği bu büyük yıkımın sorumlularının ise hâlâ gerçek anlamda hesap vermediğine dikkat çekildi.

 

“6 ŞUBAT DEPREMLERİ; RANTÇI, PİYASACI, DENETİMSİZ VE BİLİM DIŞI POLİTİKALARIN KAÇINILMAZ SONUCU”

“Yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı sevgi, saygı ve özlemle anıyor; yakınlarını kaybeden herkese bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyoruz” denilen açıklamada. “6 Şubat depremleri, 11 ilimizi etkileyen büyük bir doğa olayının ötesinde; yıllardır sürdürülen rantçı, piyasacı, denetimsiz ve bilim dışı politikaların kaçınılmaz sonucudur. On binlerce bina yıkılmış, yüz binlerce yapı ağır hasar alarak kullanılamaz hale gelmiştir. Buna karşın, depremin gerçek bilançosu ve sorumluluk zinciri aradan geçen üç yıla rağmen hâlâ tüm yönleriyle kamuoyuna açıklanmamıştır.

 

KAMUSAL SORUMLULUĞUN NASIL SİSTEMLİ BİÇİMDE TASFİYE EDİLDİĞİNİ AÇIK BİÇİMDE ORTAYA ÇIKTI

Deprem, merkezi idarenin ve yerel yönetimlerin afetlere hazırlık konusundaki yetersizliğini; kamusal sorumluluğun nasıl sistemli biçimde tasfiye edildiğini açık biçimde ortaya koymuştur. İlk saatlerde ve günlerde kurumlar arası eşgüdüm sağlanamamış, arama-kurtarma çalışmaları geç ve dağınık biçimde yürütülmüştür. Enkaz altında kalan binlerce yurttaşımız göz göre göre yaşamını yitirmiştir. AFAD’ın kriz yönetimi kapasitesinin yetersizliği, arama-kurtarma ekiplerinin ve teknik donanımın eksikliği, haberleşme altyapısının çökmesi can kayıplarını artıran temel etkenler olmuştur” denildi.

 

BARINMA, SAĞLIK, EĞİTİM, TEMİZ SU VE BESLENME GİBİ EN TEMEL HAKLARA ERİŞİMİ HÂLÂ GÜVENCE ALTINA ALINAMADI

Aradan geçen 3 yıl içinde deprem bölgesinde yaşayan yurttaşların barınma, sağlık, eğitim, temiz su ve beslenme gibi en temel haklara erişimi hâlâ güvence altına alınamadığına da vurgu yapılan açıklamada, “Geçici barınma alanları kalıcı hale getirilmiş; güvenli ve nitelikli konut üretimi kamusal, planlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmamıştır. Yeniden yapılaşma sürecinin plansız ve denetimsiz biçimde yürütülmesi, yaşanan sorunları daha da derinleştirmiştir.

Depremin ilk günlerinden bu yana, yaşanan yıkımın büyüklüğünü toplumdan saklamaya ve her şeyin kontrol altında olduğu algısını yaratmaya çalışan iktidar, bu tutumunu Hatay’da film stüdyolarını aratmayacak törenlerle sürdürmektedir. En ağır yıkımı yaşayan illerden Hatay’da elektrik, doğalgaz ve altyapı sorunları çözülemezken; aceleyle yapılan çamurlu yollar, eksikleri giderilmeyen TOKİ konutları ve kalıcı çözümlerin yokluğu bu tabloyu bir kez daha açığa çıkarmıştır.

 

“BUGÜN YALNIZCA DEPREM BÖLGESİ DEĞİL, TÜM ÜLKE HÂLÂ ENKAZ ALTINDADIR”

Bugün yalnızca deprem bölgesi değil, tüm ülke hâlâ enkaz altındadır; bu enkazın altında kentlerimizle birlikte kamusal planlama anlayışı ve bilimsel akıl da bulunmaktadır.

TMMOB ve bağlı Odaları, depremin hemen ardından sahada yürüttükleri çalışmalarla bu tabloyu tüm açıklığıyla ortaya koymuştur.

Birliğimiz; acil durum değerlendirmelerinden başlayarak yayımladığı raporlarla, yıkımın nedenlerini, ihmaller zincirini ve yapılması gerekenleri bilimsel verilerle kamuoyuna sunmuştur. 6. ve 8. Aylarına ilişkin durum tespit raporlarımızda, birinci yıl ve ikinci yıl değerlendirme raporlarımızda ortak bir gerçekliğe işaret edilmiştir: Afeti felakete dönüştüren, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmetlerinin dışlanması; yapı denetiminin piyasaya terk edilmesi ve kamusal sorumluluğun bilinçli biçimde ortadan kaldırılmasıdır.

Bu büyük yıkımın ardından çok sayıda dava açılmıştır.

 

“SİYASİ KARARLARIN YARGI SÜREÇLERİNİN DIŞINDA TUTULMASI, ADALET DUYGUSUNU ZEDELEMEKTE”

Yıkılan binalara ilişkin olarak müteahhitler, yapı sahipleri, teknik uygulama sorumluları ve kimi kamu görevlileri hakkında ceza davaları yürütülmektedir. Ancak gelinen aşamada davaların önemli bir kısmı ya sürüncemede bırakılmış ya dar kapsamlı tutulmuş ya da yalnızca alt düzey sorumlularla sınırlandırılmıştır. Asıl sorumluluğu taşıyan kamu yöneticilerinin ve denetim mekanizmalarını işlemez hale getiren siyasi kararların yargı süreçlerinin dışında tutulması, adalet duygusunu zedelemekte ve cezasızlık politikasını derinleştirmektedir.

 

“MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCISI MESLEKTAŞLARIMIZIN YETKİ VE SORUMLULUKLARI DIŞINDA KALAN SÜREÇLERDEN SORUMLU TUTULMASI KABUL EDİLEMEZ”

Depremin üçüncü yılında hâlâ gerçek bir hesaplaşmanın sağlanamamış olması kabul edilemezdir. Yürütülen yargı süreçlerinde, bu yıkıma neden olan rantçı politikalar ve kamusal denetimsizlik görmezden gelinirken; mühendis, mimar ve şehir plancısı meslektaşlarımızın yetki ve sorumlulukları dışında kalan süreçlerden sorumlu tutulması kabul edilemezdir. Bilimi ve tekniği yıllardır savunan meslektaşlarımızın günah keçisi ilan edilmesini kabul etmiyoruz. Gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmadan adalet sağlanamaz.

 

“BARINMA POLİTİKALARI SERMAYENİN KÂR HIRSINA GÖRE DEĞİL, TOPLUMUN YAŞAM HAKKINA GÖRE BELİRLENMELİ”

TMMOB olarak bir kez daha vurguluyoruz: Depreme dayanıklı yerleşim alanları ve güvenli yapılar üretmenin tek yolu; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmetlerinin bilimsel ve teknik doğrular temelinde, kamucu bir anlayışla eksiksiz uygulanmasıdır. Kentleşme ve barınma politikaları sermayenin kâr hırsına göre değil, toplumun yaşam hakkına göre belirlenmelidir.

 

“YAPI DENETİM SİSTEMİ KAMUSAL BİR ANLAYIŞLA YENİDEN DÜZENLENMELİ”

Afetlerin bir daha felakete dönüşmemesi için yapı denetim sistemi kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmeli, risk yönetimini esas alan bütünlüklü bir afet politikası hayata geçirilmeli ve meslek odalarının sürece etkin katılımı güvence altına alınmalıdır.

Ülkemiz ve yurttaşlarımız bu acıları hak etmiyor. Bilimin, tekniğin ve kamusal sorumluluğun yok sayıldığı bu düzen değişmeden yeni felaketlerin yaşanması kaçınılmazdır. TMMOB, geçmiş birikimiyle dün olduğu gibi bugün de bilimi ve tekniği halkın yararına kullanma mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir” denildi.