Yüksel Ekici

Yüksel Ekici

MADEN YENİR Mİ?..


8.09.2026

    Bunca yıldır yazar çizerim.

    Yazılarımın öznesi ağırlıklı olarak Mersin olmuştur.

    Çıkardığın sonuç ne derseniz genel anlamda umarsız bir yapıya sahip oluşumuzdan ibarettir derim.

    Şikayetlenmekte bir numarayızdır.

    Ama;

    “Hadi gelin bir el atalımda şu sorunumuzu çözelim, ortadan kaldıralım” noktasında bırakın üç-dört  kişiyi, iki kişiyi bile yan yana getiremeyiz bildim bileli.

    Her birimiz ayrı tellerden iki kelimeden ibaret meşhur türkümüzü çağırır dururuz.

    “Sahipsiz Mersin” der ağlaşırız.

    “Ağlaşırız” dediğime de aldırmayın.

    Üçü beşi geçmez lafta değil de özde ağlayan.

    Örnekleri çoktur.

   Arslanköy yaylasında  Boksit maden alanının genişletilmesi projesine  karşı yöre insanlarının ve çevrecilerin verdiği mücadele en yakın örneklerden bir tanesidir.

    Bu projenin getireceği olumsuzluklar Mersin’in ayağa kalması için yeterli aslında.

    Üstelik bu vahşi girişim “Ekolojik Niteliği Korunacak Alan” olarak tanımlanan bölgenin içerisinde kalıyor.

    Ormanlar tehlikede.

    Meralar bitecek.

    Doğa geri dönülmez bir şekilde zarar görecek.

    Patlatmalar yeraltı ve yerüstü dengeleri değiştirecek.

    Bölgedeki doğal yaşam altüst olacak.

    Doğal bitki örtüsü değişecek, canlılar kaçacak yer bulabilirlerse kaçacak.

   Yeraltı ve yerüstü canlıların yaşam alanları yok olacak.

    Su kaynakları çok ciddi zarar görecek.

    Bölgede tarım bitecek.

    Yayla ve doğa turizmine çok ciddi darbe vurulacak.

    Olumsuzlukları daha da uzatmak mümkün.

    Tehlikeli, üzücü ve yaralayıcı olan ise şu;

    Rant; her şeyin, tüm yaşamsal değerlerin önünde artık.

    İnsan ve doğa ranta kurban ediliyor.

    Hiç birimizin sesi de çıkmıyor.

    Sustukça, yeterli tepki gösterilmedikçe baskı artıyor.

    Rant ilerliyor.

    Biz geriliyoruz.

    Gerileme kabullenişe dönüşüyor artık.

    Kendimize sormamız gereken soru artık daha büyük, çok daha önemli.

    Bu gerileyiş, kabulleniş nereye kadar sürecek?.

    Ekmek almaya maden ocaklarının içinden geçmeye gidene kadar mı?.

    Ya da;

    Kirletilmiş havadan soluk alamayana, zehirlenmiş sudan artık içemeyene kadar mı?.

    Yarın çok geç olmadan.

    Hala biraz vaktimiz varken.

    “Kirli madenciliğe hayır” diyecek nefesimiz hala çıkıyorken.

    Nereye kadar?.

    **

    Sevdiğim laflar:

    “LAFIN TAMAMI DELİYE SÖYLENİR!..”

 

ARŞİV YAZILAR