Yüksel Ekici

Yüksel Ekici

TEKNİK OLARAK!..


17.05.2026

    Geçtiğimiz hafta Beyefendi’nin başında durduğu Şahsım Belediyesinin Mayıs ayı dönemi iki meclis oturumunu izledik.

    Birincisini özetlemiştim.

    İkincisini de izledim ne yazık ki!.

    İkincisi özete sığmaz bana göre.

    Ama;

    Üstünde fazla durmaya da değmez artık.

    Neden bu paradoks derseniz sizler için özetleyeyim;

    Bizim Beyefendi’nin özel logosu ile taçlandırılmış Su Kanal İdaresinin görüşmeleri sırasında yaşananları izledikten sonra bu karara vardım.

    Mealen anlatıyorum:

    Devasa yansı perdesinde idareye ait rakamlar görünüp kayboluyor.

    Beyefendi meclise bu yansı gösterisi eşliğinde sunum yapıyor.

    Bir meclis üyesi itiraz ediyor gelip geçen rakamlara ve eksik, hatalı veya yanlış olduklarını iddia ediyor.

    Arkasından Beyefendi’ye zor sorular geliyor.

    Zorluğu utandırıcılık çağrıştırmasından!.

    “Bu rakamlar doğru mu?..”

    “Biz bu rakamlara nasıl inanacağız?..”

    Ortalık buz kesiyor bir süreliğine de olsa.

    Sonra bir başka üye söz alıyor ve maddenin bu rakamlarla daha önceki meclise getirildiğini ve üstelik oylandığını söylüyor.

    Şaşkınlık hakim oluyor toplantıya.

    Herkes birbirine bakıyor anlamsız anlamsız.

    Durumu şöyle özetleyeyim:

    Malum idare Beyefendi’ye hatalı, eksik belki de yanlış bilgi veriyor.

    Beyefendi bu bilgilerle meclise hesap veriyor.

    Mecliste Beyefendi’nin verdiği bilgilere güvenerek oylamaya konulan maddeleri onaylıyor.

    Durum bu.

    Kimsenin kimseden haberi yok hallerindeyiz.

    En önemlisi, Beyefendi’nin düştüğü, düşürüldüğü şaşkınlık durumu.

    Şahsı için üzüntü verici.

    Mersin için ise kaygı verici.

    Kendi adıma daha vahimini söyleyeyim;

    Dahası Beyefendi’nin bu yaşanan skandal durumu kurtarma adına tepki olarak verdiği artık alıştığımız “teknik hatalar bunlar” cevabındadır.

    Ve hemen ekleyeyim:

    “Teknik hatalar” ile dolu bir yönetim görüyoruz yıllardır.

    Vurdumduymaz.

    Gamsız.

    Sorumluluk üstlenmez.

    Şahsım Belediyeciliğinin şişkin kibrin, egonun “eliniz mahkum” yönetim biçiminin yansımasıdır olan biten.

    Üstelik içinde bulunduğumuz siyasi konjonktürün getirdiği düzende uzun sürecek bir dönem bizi beklemektedir.

    Bendeki yarattığı paradoksun bizatihi ifadesidir.

    Bu kafaya teslim olmuş bir Mersin’de yerel yöneticileri, yönetimleri eleştirmenin, ciddiye almanın, hatta birilerine başkan muamelesi yapmanın işe yaramaz bir çaba olduğunu kabullenmemdir.

    Bir özet daha vereyim lafın burasında.

    Teslimiyet veya kabulleniş anlamı çıkarmasın bu yazdıklarımdan şahsımı sevmezler güruhu.

    Dediğim şudur:

   

      Kurdurduğu sinema ofisinden hayata bakan, Mersin’i film platosu yapma hayalleri ile bizi yöneten bir akıl ile kendimi daha fazla yormamaya teknik olarak karar verdim.

    Çevrilen filmlerle bu kenti doğal plato yapanların bu akla ziyan akıllarından da, teknik mazeretlerinden de sıkıldım.

    Demem o ki;

    Mersinliler dert etmiyorsa bol teknik hatalı bu yönetimi ben niye dert edineyim fikrinden gidiyorum.

    Teknik bir tercih benimkisi.

    Aramızda kalsın; bundan sonra “dert üstü, muradüstü” bir gazetecilik yapma düşüncelerim de var.

    Ayrıca;

    Yapanlardan ne eksiğim var?.

    Teknik olarak yani.

    **

    Sevdiğim Laflar:

    “ŞEYTANLA ORTAK BUĞDAY EKEN SAMANINI ALIR!..”

   

ARŞİV YAZILAR