Yüksel Ekici

Yüksel Ekici

VAY BİZE, VAYLAR BİZE!..


15.03.2026

    Aha şuraya kertiyorum;

    Bir Mersin yaşayanı olarak gidişimiz gidiş değil.

    Yok’u “var” diyerek savunuyoruz.

    Var’ı ise “yok.”

    Olmadı:

    Her şeyi provokasyona bağlama arsızlığına bile düşenlerimiz çıkıyor.

    Beni böyle karamsarlığa iten son günlerde büyük belediyemizin etrafında gelişen olaylardır.

    Önce “çok özel” bir birimin başındaki şahıs hakkında başlatılan polis operasyonu” yaşadık şehir olarak.

    Rahmetli Çetin Altan üstadın hikayesindeki gibi “Du bakali ne olacak?.” demedik hemen karpuz gibi ikiye ayrıldık kamuoyu olarak.

    Büyük belediye yanlısı taraftar gurubu olayı şiddetle reddetti, mevzuyu siyasi hasımlığa bağlama gayretine düştü.

    Tarafsız vatandaşın yorumu ise genel olarak “vay vay; neler oluyormuş, neler” düzeyinde kaldı.

    Şahsım Belediyeciliğinin mucidi Beyefendi ise her zaman olduğu gibi “benlik bir şey yok” havasında.

    Yani böyle bir olay kamuoyunda var.

    Aynı bizim yerel medyamızda ve ulusal yoldaş medyada olduğu gibi görmeyen, duymayanlarda var.

    Bir kısım vatandaşımıza göre ise var ama;

    “Yok” hükmünde .

    Hadi buyurun işin içinden çıkın bakalım.

    **

    İkincisi meşhur At eti meselesidir.

    Yine kamuoyunda dolaşan tezviratlara göre Büyük Belediyemizin aşhanesinde yapılıp dağıtılan kavurmanın içerisinde at eti bulunduğu iddiası Türkiye’nin gündemine oturdu.

    Ortalık ayağa kalktı.

    Büyük belediyemizin yaptığı açıklama her zamanki gibi “bizim haberimiz yok. Olmuşsa da bizim sorumluluğumuz bulunmuyor” mealinde oldu.

    Bir Numaranın açıklaması “vay bize, vaylar bize” noktasına geldiğimizin en bariz örneğidir şahsıma göre.

    Tonlarca et alacaksın.

    Netameli iştir deyip iç denetim sistemi kurmayacaksın, tonlarca eti geldiği gibi içeri alacaksın.

    Mutfağında işleyeceksin.

    Pişireceksin.

    Süsleyeceksin.

    On bin Mersinli’ye yedireceksin.

    Sonra;

    “Bizim sorumluluğumuz yok” diyecek bilmem hangi kurumun verdiği belgeye sarılacaksın.

    Üstüne “Bende yedim” diyerek mazeretine “nal” çakacaksın!.

    Kontrolsüzlüğü, denetimsizliği, halk sağlığını bu kadar basite almayı “kameralar kayıttaydı” ucuzluğu ve sorumsuzluğu ile anlatma derdine düşeceksin.

    Sorumluluk alabilmek esastır makamlarda.

    Beklemekte bizim hakkımız.

    Yine de şanslıyız.

    Ya Beyefendi’nin mutfağına insanların hayatını karatabilecek, hatta yaşamdan kopartabilecek bir şeyler girseydi.

    Olmaz demeyin.

    Ülkede yemekten zehirlenme olaylarına çok yabancı olmadığımızı hatırlatırım.

    Ben “geçmiş olsun Mersin” deyip neticeye geleyim.

    Gidişimiz gidiş olmasa da Beyefendi’ye memnuniyet oranı yüzde 90’ları bulmuştur şimdiden.

    Hayırlı olsun!.

    **

    Sevdiğim Laflar:

    "ŞECAAT ARZ EDERKEN MERD-İ KIBTÎ SİRKATİN SÖYLER."

   

  

ARŞİV YAZILAR