SİLİFKE KUŞATMA ALTINDA!

25 Ağustos 2026 Salı 16:52

Mersin’in Silifke ilçesinde çevrecilerin, ilçeyi kuşatan artan kirli sanayi yatırımlarına karşı tepkisi artarak sürüyor.

Şişecam’ın Silifke’nin Yeşilovacık bölgesinde açmak istediği maden atığı depolama tesisine karşı tepkiler büyüyor. Çevreciler, bölgenin sanayi ve enerji yatırımlarının yanı sıra atık depolama tesisleriyle de adeta kuşatma altına alındığını savunurken, tesis için verilen ÇED olumlu kararına karşı yargı sürecinin sürdüğü belirtildi.

 

“SİLİFKE’NİN ARTIK NEFES ALACAK YERİ KALMADI”

Şişecam’ın Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesislerinden çıkacak maden atıklarının Silifke’de depolanmasını öngören projeye yönelik tepkiler sürerken, çevreci Ayşe Doğan, Silifke’nin yıllardır farklı yatırımların çevresel yükünü taşıdığını söyledi. Silifke’nin artık adeta bir atık alanına dönüştürüldüğünü belirten Doğan, “Sonuçta Silifke’de atık deposu da yer alacak. Silifke bölgesi büyük bir kadersizlik yaşıyor. Biz hiçbir zaman yatırımlara karşı değiliz. Ancak çevresel etkisi olan yatırımlarda yer seçiminin doğru yapılması tarafındayız. Bizim bütün itirazımız yer seçiminin hatasından kaynaklanıyor” dedi.

 

“SİLİFKE HALKININ NEFES ALACAK BİR ORTAMI KALMAYACAK”

Silifke’nin çevresel etkileri bulunan çok sayıda yatırımın yükünü taşıdığını ifade eden Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de bir nükleer santral var mülkü Gülnar sınırları içerisinde ama tüm yükü Silifke’de. Avrupa’nın en büyük çimento fabrikası yine Silifke’de yapılacak. Bunların yanı sıra mermer ocakları var. Arkasından balık çiftlikleri geldi. Arkasından bir dönem tersane yapılmak istendi ancak ÇED davasını kazandık. Ancak biz ona sevinirken aynı alanda Ceynak gündeme geldi. Dolayısıyla Silifke halkının artık nefes alacak, yaşayacak, temiz suyu içebileceği bir ortamı kalmayacak.”

 

“SİLİFKE’NİN BALKONLARDAN TEPKİ SEYREDECEK HALİ YOK”

Silifke’de yaşayanların çevresel yatırımlar konusunda daha fazla tepki göstermesi gerektiğini vurgulayan Doğan, bölgenin sessiz kalması halinde yeni projelerin gündeme gelmeye devam edeceğini söyledi. Doğan, “Silifke’nin artık balkonlardan bu eylemleri, tepkileri seyredecek bir durumu yok. Gerçekten bütün çevreyi etkileyen yatırımların Silifke’de yer alması büyük bir talihsizliktir. Bu kadar suskun ve tepkisiz bir halk olursa Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Cam İş’in atıkları da depolanmak için Silifke’ye taşınıyor” diye konuştu.

Maden atığı depolama tesisi için ÇED olumlu kararının verildiğini hatırlatan Doğan, çevreyi etkileyebilecek yatırımların öncesinde ÇED sürecinin etkin şekilde işletilmesi gerektiğini söyledi. Doğan, “Çevreyi etkisi olan muhtemel yatırımlar öncesinde ÇED sürecinin yaşanması gerekiyor. Buna Avrupa’da yüzde 90’ın üzerinde olumsuz cevaplar veriliyor. Bizde ise tam tersi, hatta bazen ÇED gerekli değildir deniliyor” şeklinde konuştu.

 

“ATIK KAYNAĞINDA ÇÖZÜLMELİ”

Atıkların Silifke’ye taşınmasının başlı başına yeni bir çevre sorunu yaratacağını belirten Doğan, ÇED raporunda alternatif alanların yeterince değerlendirilmediğini öne sürdü. Doğan, “Öncelikle bu atığın olduğu bölgede hangi alternatifler vardı da seçilmedi, Silifke tercih edildi. Bununla ilgili ÇED raporunda hiçbir şey yok. Sadece deniliyor ki orada hazır bir alan var, bu alanın kullanılması uygundur. Bunun bir emsali ya da karşılaştırması yok. Atık bulunduğu yerde çözülmeli diyoruz. Çünkü atığın taşınması da başka bir problem” ifadelerini kullandı.

Depolanması planlanan atığın silika tozları olduğunu belirten Doğan, taşımacılığın kamyonlarla gerçekleştirileceğinin söylendiğini ve bunun da ciddi bir denetim sorunu oluşturacağını dile getirdi. “Atık dedikleri silika tozlarıdır. Bunların kamyonla taşınacağı söyleniyor. Bunun denetimi nasıl olacak. Hesaplamalara göre günde 40 sefer yapılacak” diyen Doğan, özellikle bölgedeki su kaynaklarına dikkat çekti.

 

“İÇME SULARININ KİRLENMESİ SÖZ KONUSU”

Tesisin yapılması planlanan alanın su kaynaklarına yakın olmasının bölge halkının en büyük endişelerinden biri olduğunu vurgulayan Doğan, yalnızca tarımsal sulama suyunun değil, içme suyu kaynaklarının da risk altında olabileceğini savundu. Doğan, “Halkın en büyük itirazlarından biri de atık deposu yapılacak bölgeye su kaynaklarının yakın olması. Orada sulama suyunu geçtik, içme sularının kirlenmesi söz konusudur” dedi.

Proje kapsamında bölgede keşif yapıldığını ve bilirkişi raporunun hazırlandığını belirten Doğan, raporda projeyle ilgili herhangi bir sorun görülmediğini aktardı. Doğan, “Orada keşif yapıldı. Bilirkişi raporu geldi. Bilirkişiler hiçbir sorun görmemişler. Farklı bir şey bekliyor muyduk, hayır. Bununla ilgili itiraz dilekçemizi verdik ve yargılama süreci halen devam ediyor” ifadelerini kullandı.

 

“SİLİFKE FARKLI BİR ATMOSFERE BÜRÜNMÜŞ DURUMDA”

Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Sinan Can da Silifke’de artan çevresel baskılara dikkat çekti. Can, geçmişte sanayi kaynaklı kirliliğin daha çok Kazanlı ve Karaduvar bölgelerinde gündeme geldiğini belirterek, Silifke’nin artık farklı çevre sorunlarının bir arada yaşandığı bir bölge haline geldiğini söyledi. Can, “Eskiden bir Kazanlı, Karaduvar bölgesinde sanayinin tam böyle geliştiği noktalarda işte petrol dolum tesislerinden, kimya fabrikalarının olduğu yerlerdeki kirlilik insanların dikkatini çekiyor. Ancak Silifke’de çok değişik olaylar oluyor. Şimdi artık Kazanlı, Karaduvar bölgesini kabul ettik. Ancak Silifke’de gerçekten Türkiye’de incelenmesi gereken bir ilçe konumunda” şeklinde konuştu.

Silifke’nin önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Can, buna karşın bölgede birbirinden farklı ekonomik ve endüstriyel projelerin hayata geçirilmeye çalışıldığını belirtti. Can, “Çünkü Tisan, Boğsak gibi Mersin’in çok nadir gelişebilecek turizm gelişim alanları var. Gerçekten harika bir turizm potansiyeli var fakat bir yanda bir enerji tesisi yapılıyor. Gülnar’da yapılıyor ama Silifke’yi doğrudan etkileyen bir enerji santrali yapılıyor. Diğer yandan bir atık depolama sahası. Diğer yandan ciddi anlamda hukuksuz bir şekilde ilerleyen turizm faaliyeti. Bunların yanı sıra çimento fabrikaları, balık çiftlikleri yapılıyor, yapılmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

 

“SİLİFKELİLER BÖLGESİNE SAHİP ÇIKMALI”

Silifke’nin giderek farklı bir çevresel yapıya büründüğünü savunan Can, bölge halkına sahip çıkma çağrısında bulundu. Can, “Göz göre göre sanki Silifke değişik bir atmosfere bürünmüş durumda. Öncelikle Silifkelilerin ve çevredeki halkın Silifke’ye, bölgeye sahip çıkması. Çünkü Anayasal hak olarak ve geçmişten genlerimizle birlikte gelen duygularımızla birlikte toprağımıza, havamıza, suyumuza sahip çıkmamız gerekiyor” diye konuştu.

Silifke’nin çok sayıda farklı ekonomik projenin kesişme noktasına dönüştüğünü belirten Can, bu durumun uzun vadede bölge halkının yaşadığı çevreyle bağını zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Can, “Silifke’ye bu konuda ayrı parantez açmamız gerekiyor. Çünkü birçok farklı alanın, birçok ekonomik projenin yer aldığı bir bölge oldu. Bir zaman sonra iddia ediyorum ki Silifkeliler bölgede yabancılaşacaktır. Mersin’in hiçbir iddiasında böyle bir potansiyel yok” dedi.