‘Depremi unutmadık, sorumluları unutturmayacağız!

16 Ağustos 2026 Pazar 21:34

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yılında TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu: “Depremi unutmadık, sorumluları unutturmayacağız!” diyerek, aynı acıları yeniden yaşamamam için ülke olarak depreme hazırlıklı olmam gerektiğine dikkat çekti.

Haber Merkezi

 

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıl dönümünde Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Mersin İl Koordinasyon Kurulu (İKK); “Depremi unutmadık, sorumluları unutturmayacağız!” mesajı verdi.

 

17 AĞUSTOS; TEDBİRLER ALINMADIĞINDA DOĞAL AFETLERİN NE BÜYÜK TOPLUMSAL FELAKETLERE DÖNÜŞEBİLDİĞİNİN EN ACI ÖRNEĞİ OLDU

İKK Sekreteri Yusuf Değirmenci, yaptığı yazılı açıklamada, 20 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiği, 50 binden fazla kişinin yaralandığı, yüzbinlerce yapıyı yerle bir eden 17 Ağustos Depremi’nin gerekli tedbirler alınmadığında doğal afetlerin ne büyük toplumsal felaketlere dönüşebildiğinin en acı örneği olarak tarihe geçtiğini aktardı.

“Aradan geçen bunca yıla ve acı deneyime rağmen üzülerek görüyoruz ki meydana gelen depremler ve diğer doğal afetler sonucunda yaşanan can kayıpları, sosyal ve ekonomik travmalar siyasal iktidara hiçbir şey öğretmemiştir” diyen Değirmenci, “Bilim ve meslek çevrelerince ortaya konan risk ve afet yönetimine ilişkin görüşlere, alınması gerekli önlemlere dikkat çeken açıklamalara itibar edilmemiş, yıllar süren çalışma ve raporlar göz ardı edilmiştir. Bu ihmal ve umursamazlık nedeniyle yıllar içinde yaşanan felaketlerde binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir. Ülke tarihimiz adeta bu ihmallerin tarihi haline dönüşmüş durumdadır.

 

FAİCALARDAN DERS ALINMADI

Büyük Marmara Depreminin ardından, 2003’te Bingöl’de, 2011 Van’da, 2020’de Elazığ-Sivrice ve İzmir’de ve 11 ilimizi etkileyen 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş ve 20 Şubat 2023 Hatay depremleri ne yazık ki bu ihmalin en ağır sonuçları olmuştur. Marmara Depreminden almamız gereken en büyük ders, coğrafi riskler göz ardı edilerek kurulan şehirlerin, plansız-çarpık kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların yurttaşlar için büyük bir tehdit olduğudur. Ancak bu ders alınmamıştır!” diye konuştu.

 

“REZERV YAPI ALANI UYGULAMASIYLA MİLYONLARCA YURTTAŞ YERİNDEN EDİLMEKTE”

Bakanlıkça resen belirlenebilen rezerv yapı alanı uygulamasıyla; milyonlarca yurttaşın hem yerinden edilmekte hem de güvencesiz konutlarda yaşamaya mahkum edildiğini de savunan Yusuf Değirmenci, “Bu açıkça keyfi ve plansız bir uygulamadır. Kar hırsıyla kentin değerli arazilerine, zeytinliklerine rezerv alan kararı çıkarılarak verilen imar izinleri, coğrafi riskler göz ardı edilerek kurulan şehirler, plansız-çarpık kentleşme ve mühendislik hizmeti almayan yapılar yurttaşlar için büyük bir tehdittir.  Biliyoruz ki, devletin asli görevlerinden biri doğa kaynaklı afetlerin oluşturacağı zararları en aza indirmek olmalıdır. Bunu sağlamak, temel yaşam hakkının korunması için gereklidir. Kentlerde yapıların yer seçimlerinden başlanarak; üretilen yapıların tüm aşamalarında kamusal denetimin sağlanması gereklidir.

 

“YENİ BİR PLANLAMA, TASARIM, ÜRETİM VE DENETİM SÜRECİ MODELİ BENİMSENMELİ”

Depremler başta olmak üzere, afetlere karşı bütünlüklü, sağlıklı, insanca bir yaşam ve çevre için, ülkemizin yeni büyük sosyal afetler, sosyal yıkımlar yaşamaması için gereken önlemlerin ivedilikle alınmasını, yapı denetimi uygulamasını yönlendiren kararlar ve ilgili tüm mevzuatın, TMMOB ve bağlı Odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla düzenlenmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Güvenli yapılaşmanın sağlanması ve tüm bu süreçlerin sağlıklı işletilebilmesi için meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modeli derhal benimsenmelidir.

 

“27 YIL ÖNCEKİ ACILARI YENİDEN YAŞAMAMAMIZ İÇİN ÜLKE OLARAK DEPREME HAZIRLIKLI OLMAMIZ GEREKİYOR”

Kentsel rant için değil, depreme hazırlıklı şehirler kurabilmek için imar planları oluşturulmalı, parsel bazında yapılan imar tadilatları ile ormanlık alanlar ve su havzaları dere yataklarıyla birlikte yapılaşmaya açılmamalıdır.  Deprem Şurası, Ulusal Deprem Konseyi gibi oluşumlar mutlaka devreye sokulmalıdır. Büyük beklentilerle hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planının gerekleri yerine getirilerek; başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye’deki bina envanteri çıkarılmalı, mevcut yapılar hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılmalıdır. 27 yıl önceki acıları yeniden yaşamamamız için ülke olarak depreme hazırlıklı olmamız gerekiyor. Depreme hazırlıklı olmak için de bilimin, tekniğin ve doğanın sesine kulak vermemiz gerekiyor. Ülkemize, yaşamlarımıza, ortak geleceğimize hep beraber sahip çıkalım.  Unutmadık. Unutturmayacağız” şeklinde konuştu.