‘Akkuyu Nükleerde yargı denetimi bypass edildi’

28 Haziran 2026 Pazar 17:58

İstanbul Nükleer Karşıtı Platform (NKP) Kongresinde Türkiye açısından Akkuyu Nükleer Santrali’nin, çevre hukukunda uluslararası anlaşmalar yoluyla yargı denetiminin bypass edildiği tipik bir örnek olduğu vurgulandı.

Haber Merkezi

 

İstanbul Nükleer Karşıtı Platformu, "Yaşamı Savunuyoruz" temasıyla kongresini topladı. Kongrede, nükleer karşıtı mücadelenin çevrenin yanı sıra halk sağlığını, demokrasiyi ve gelecek kuşakları savunan toplumsal bir mücadele olduğu vurgulandı.

Bu sene “nükleersiz bir Türkiye, nükleersiz bir dünya için; toplumun ve NKP bileşenlerinin etkin ve bir arada olabileceği örgütlenme araçlarını harekete geçirmek ve mücadeleyi büyütmek adına” olağan kongrelerini nükleere karşı “Yaşamı Savunuyoruz” teması ile yapan platform 27 Haziran tarihinde TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde bir araya geldi. Kongrede nükleer karşıtı mücadelenin çevre mücadelesinin ötesinde toplumsal bir mücadele olduğu vurgusu yapıldı.

Kongrede iklim krizi bahane edilerek meşrulaştırılmaya çalışılan nükleer enerjinin atık, kaza riski ve yüksek maliyet gibi devasa sorunlarının kamuoyundan gizlendiği vurgulandı. Çernobil felaketinin 40. yılına girilen 2026'da, nükleer hafızanın taze tutulmasının yaşamsal önemde olduğunun altı çizilerek, "Yaşamı savunmak, yalnızca bugünü değil, henüz doğmamış kuşakların hakkını da savunmaktır" denildi

Başlangıçta son dönemde nükleer enerji açısından dünyadaki gelişmeleri değerlendiren NKP İstanbul Bileşenleri Sözcüsü Çevre Mühendisi Nurhan Altınakar, Türkiye açısından Akkuyu Nükleer Elektrik Santrali hakkında da projenin sadece bir teknik yatırım değil, ekonomik, siyasi ve stratejik sonuçları olan bir enerji politikası olduğunu söyledi.

 

ENERJİ ALANINDA YENİ BAĞIMLILIK İLİŞKİLERİ

Öncesinde enerji bağımsızlığı söylemiyle kamuoyuna sunulan projenin, zaman içinde Türkiye'nin enerji alanında yeni bağımlılık ilişkileri yarattığını belirten Altınakar, Sinop ve İğneada projelerinin dönem dönem yeniden gündeme taşınmasının da Türkiye'de nükleerleşme politikasının yalnızca Akkuyu ile sınırlı olmadığı söyledi.

Kongre Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şube Başkanı Erhan Karaçay’ın moderasyonuyla, İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu’ndan avukat Tansu Güngör’ün “Çevre Hakkı ve Nükleer Enerji”, İklim Adaleti Koalisyon’u üyesi ve Halkların İklim Zirvesi gönüllüsü Çiğdem Özbaş’ın “Nükleer Enerji, COP31 ve Halkların İklim Zirvesi” ve İstanbul Tabip Odası’ndan (İTO) Dr. Nazmi Algan’ın “Nükleer Santrallerin İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkisi” başlıklı sunumlarıyla devam etti.

Oturumlar arasında verilen molada kongre katılımcıları gezi nöbetine destek verdi. Devamında alınan forumda Tekirdağ Kent Konseyi’nden Yılmaz Sami Gökçe, NKP Sinop Temsilcisi Zeki Karataş ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki gibi isimler söz aldı. Son olarak yeni dönem için seçim yapıldı.

Toplamında nükleer karşıtı mücadelenin yalnızca bir çevre mücadelesi olmadığını, aynı zamanda halk sağlığını, demokratik katılımı, kamusal kaynakların kullanımını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını savunan bir toplumsal mücadele olduğu vurgusu yapıldı.

 

NİHAİ ÇÖZÜM YOK, RİSK ÇOK BÜYÜK

Kongrede Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası adına sunum yapan Dr. Nazmi Algan, nükleer santrallerin barındırdığı geri döndürülemez sağlık risklerine dikkat çekti. Radyasyonun DNA hasarı ve kansere yol açtığını belirten Algan, "Radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkileri hemen ortaya çıkmasa da kanser riskini kesin olarak artırıyor. Doğu Karadeniz'de Çernobil'den 20 yıl sonra tiroid kanserlerindeki artışı bizzat gördük. Nükleer atıkların nihai depolanması konusunda dünyada hala bir çözüm bulunamadı. Barışçıl ve normal çalışma koşullarında dahi ufak tefek kazalarla doğaya radyoaktif elementler sızabiliyor. Türkiye gibi ihmalkârlıkların yaygın olduğu bir ülkede bu devasa risklerin altından kalkılamaz” dedi.

 

“AKKUYU, ÇEVRE HUKUKUNDA ULUSLARARASI ANLAŞMALAR YOLUYLA YARGI DENETİMİNİN BYPASS EDİLDİĞİ TİPİK BİR ÖRNEK”

İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu Yedek Üyesi Av. Tansu Güngör ise nükleer projelerin hukuki ihlallerine ve yargı yollarının nasıl kapatıldığına değindi. Güngör, sürecin nesiller arası adaleti yok ettiğini vurgulayarak şunları kaydetti: “Akkuyu, çevre hukukunda uluslararası anlaşmalar yoluyla yargı denetiminin bypass edildiği tipik bir örnektir. AİHM'de henüz kaza gerçekleşmeden, potansiyel risklere dayanarak dava açılamaması da nükleer gibi devasa projelerde büyük bir hak arama paradoksu yaratıyor. Tahkim mekanizmaları ve anayasal bağışıklıklar yoluyla yerel çevre hukuku bypass edilerek, nükleer endüstri için adeta hukuktan arındırılmış güvenli bir alan yaratılıyor."