Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya memleketi Mersin’de

9 Haziran 2026 Salı 16:42

Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Karakütük Köyü’nde dünyaya gelen ve ilkokulu köy okulunda okuyan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, yıllar sonra hemşerileriyle buluştu. Mersin Üniversitesi’nde (MEÜ) öğrencilerle bir araya gelen Özkaya’nın söyleşisini ilkokul öğretmenleri de izledi.

Bir dizi ziyaret için Mersin’e gelen Mersinli Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, MEÜ’de öğrencilerle buluştu. Söyleşide bilgi ve tecrübelerini öğrencilere aktaran Özkaya, önemli mesajlar verdi. Söyleşide ilkokul öğretmenlerinin de salonda olduğunu belirten Özkaya, “Sizlerle birlikte olmak beni heyecanlandırıyor ama öğretmenlerimle birlikte olmak beni daha da heyecanlandırıyor. Alkış insanın heyecanını bir nebze yatıştırıyor. Bazı meslek grupları alkıştan beslenen meslek gruplarıdır. Hakim ve savcılık ise alkıştan beslenen bir meslek grubu değil. Hatta hakim ve savcı alkışa pek alışmaması gerekiyor. Çünkü alkış hakimlik mesleğinin niteliklerinden uzaklaştırabilir. Hakimlik stajımızda dersimize gelen Cavit Can isimli idari mahkemesi başkanı hocamız vardı. Her derse geldiğinde 2-3’er kişiyi kürsüye çıkartıp, çok kısa konuşma yaptırır ondan sonra alkışlatırdı. Derdi ki ilerde böyle heyecanlanabileceğiniz ortamlarda alkış hissettiğiniz zaman heyecanlanmayalım diye o zaman bize alkışı alıştırmaya çalışmıştı. Alkışlarınız bizim heyecanımızı bir nebze olsun yatıştırdı. Sözlerime, kamu hizmetinde 40 yılına ulaşmış, 63 yaşını tamamlamak üzere olan birisi olmama rağmen böylesine seçkin bir topluluk karşısına her çıktığımda çok heyecanlandığımı ifade ederek başlamak istiyorum. Bugün bir de doğduğum ve çocukluğumu geçirdiğim topraklarda olunca bu heyecan biraz daha artıyor ve duygusallık ağır basıyor. Bu nedenle konuşma esnasında heyecanlanırsam veya duygusallaşırsam beni bağışlayın lütfen. Mersin, kadimden beri, Akdeniz’in dalgalarıyla yıkanan gerdanında, tarih ile doğanın ebedi bir aşka tutuştuğu, mavi ile yeşilin asil rüyasıdır. Toros Dağları’nın heybetli görünümü önünde şekillenmiş kadim bir şehirdir.  Bir incidir. Her köşesinde ayrı bir şiir ve aşk barındıran bir masal sultanıdır. Tarihiyle, kültürüyle, üretkenliğiyle, insanlarıyla ülkemizin güzide şehirlerinden biridir” dedi.

 

“BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNESİN MERSİN”

Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Karakütük Köyü’nde dünyaya geldiğini vurgulayan Özkaya, “Çocukluğu Karakütük Köyünde geçti. İlkokulu Karakütük’te okudu. Mahmut Akgül, Ahmet Birdoğan ve Mehmet Gök isimli çok büyük üç öğretmenin tedrisatından geçti. Kadir Özkaya’nın üzerinde bu üç öğretmenimizin de çok büyük emekleri var. Aradan geçen yıllar içerisinde farklı şehirlerde ve görevlerde bulunmuş olsak da insanın doğup büyüdüğü topraklarla kurduğu gönül bağı hiçbir zaman zayıflamıyor. Bu nedenle bugün Mersin Üniversitesinde sizlerle bir araya gelmek benim için ayrı bir anlam taşımakta ve büyük bir mutluluk vermektedir. Çok yoğun duygular içerisindeyim. Ahmed Arif’in dediği gibi, ‘Yurdum Benim, Şahdamarım; Başım gözüm üstünesin.’ Başım gözüm üstünesin Tarsus. Başım gözüm üstünesin Mersin” ifadelerini kullandı.

Üniversitelerin düşünen, sorgulayan, araştıran, üreten ve topluma yön veren insanların yetiştiği ilim ve irfan merkezleri olduğunun altını çizen Özkaya, “Bir ülkenin geleceği, sahip olduğu doğal kaynaklardan veya ekonomik imkanlardan önce, yetiştirdiği insan kaynağının niteliğiyle belirlenir. Çünkü bilimde, sanatta, hukukta, ekonomide ve teknolojide başarı, iyi yetişmiş insanlarla mümkündür. Tarih boyunca medeniyetlerin yükselişine baktığımızda, işin temelinde güçlü eğitim kurumlarının, nitelikli bilim insanlarının ve korunmuş özgür düşünce ortamlarının bulunduğunu görmekteyiz. Bu nedenle üniversiteler, sadece bugünün değil aynı zamanda yarının da inşa edildiği stratejik kurumlardır. Burada verilen eğitim, yapılan araştırmalar ve ortaya konulan bilimsel çalışmalar yalnızca bireylerin hayatını değil toplumun ve devletin geleceğini de şekillendirmektedir. Üniversite sıralarında edinilen bilgi ve değerler; geleceğin hukukçularının, hâkimlerinin, savcılarının, akademisyenlerinin, öğretmenlerinin, mühendislerinin, doktorlarının ve yöneticilerinin kararlarına yön verecektir. Bu nedenle sizlerle bir araya gelmeyi son derece önemli buluyorum” şeklinde konuştu.

 

“SINIRLANDIRILAMAYAN GÜÇ ZAMANLA KEYFİYETE DÖNÜŞEBİLİYOR”

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 177 asıl, metne işlenmiş 21, metne işlenmemiş 2 geçici maddesi ve bir de başlangıç metni bulunan bir temel yasa olduğuna dikkat çeken Özkaya, “Bugüne kadar Anayasa’mızı okumadıysanız diğer hususlarla birlikte hepimizin temel hak ve özgürlüklerini de düzenleyen bu metni bir kez olsun okumanızı tavsiye ediyorum. Anayasa, devletin temel organlarının kuruluş ve işleyişini düzenleyen, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve hukuk düzeninin en üst normunu oluşturan temel kanundur. Ancak anayasa yalnızca hukuki bir metin değildir. Aynı zamanda toplumun ortak değerlerini, birlikte yaşama iradesini ve gelecek tasavvurunu yansıtan bir toplumsal sözleşmedir. Anayasa, bir yandan devlet organları arasındaki denge ve denetim mekanizmasını kurarken diğer yandan bireylerin hak ve özgürlüklerini koruma altına alır. Böylece hem hukuki güvenliğin hem de toplumsal barışın temel dayanağı hâline gelir. Bu yönüyle anayasa hukuku, sadece teknik bir hukuk dalı değil aynı zamanda devletin meşruiyetini, bireyin onurunu ve toplumun ortak değerlerini bir arada yaşatan dinamik bir düşünce alanıdır. Anayasa hukuku, konuları itibarıyla üç temel eksen üzerinde şekillenir: Devlet, insan ve bu ikisi arasındaki ilişkiyi kuran anayasa yargısı. Bu üç alan, her ne kadar kendi içinde bağımsız birer inceleme konusu olsa da birbirini tamamlayan ve bir bütün oluşturan alanlardır. Anayasaların varlık sebebi, devlet gücünü sınırlamak ve bireyin haklarını güvence altına almaktır. Çünkü tarih boyunca edinilen tecrübeler göstermiştir ki sınırlandırılmayan güç zamanla keyfiliğe dönüşebilmekte ve keyfilik de özgürlükleri ve adaleti tehdit edebilmektedir. İşte bu nedenle modern demokrasilerde devletin de hukukla bağlı olması mutlak bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. Bu anlayışın adına da hukuk devleti denilmiştir” diye konuştu.

 

“HUKUK DEVLETİNDE HİÇ KİMSE HUKUKUN ÜSTÜNDE DEĞİLDİR”

Hukuk devletinin insan aklının ürettiği en kıymetli olgu olduğuna vurgu yapan Özkaya, “Bu benim kişisel görüşümdür. Hukuk devleti; tüm işlem ve eylemlerinde hukuka bağlı olan, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, yargı denetimini kabul eden ve adaleti esas alan devlettir. Hukuk devletinde hiç kimse hukukun üstünde değildir. Devlet gücünü kullananlar da dâhil olmak üzere herkes hukuka uygun davranmak zorundadır. Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri temel hak ve özgürlüklerin etkili şekilde korunmasıdır. Yaşam hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı ve daha birçok hak; insan onurunun korunmasının vazgeçilmez araçlarıdır. Bu haklar yalnızca bireyin devlete karşı sahip olduğu güvenceler değildir. Aynı zamanda demokratik toplum düzeninin de temel dayanaklarıdır” şeklinde konuştu.

 

“İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN”

Adaletin hayatın üzerinde yürüdüğü temel olduğunu belirten Özkaya, “Bu temelin sağlamlığı ve sarsılmazlığı, her şeyden daha öncelikli ve önemlidir. Bu nedenle ne olursa olsun hiçbir zaman ve zeminde asla adaletten ayrılmayın. Çünkü adalet yalnızca hukukçuların meselesi değildir. Adalet, bir toplumun ortak vicdanıdır. Adaletin zayıfladığı yerde güven azalır; güvenin azaldığı yerde ise toplumsal huzur ve istikrar zarar görür. Tarih boyunca milletimizin benimsediği önemli bir anlayış vardır: ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ Aslında bu söz, hukuk devletinin de özünü ifade etmektedir. İnsan onurunu koruyan, temel hak ve özgürlüklere saygı gösteren, hukukun üstünlüğünü esas alan devletler güçlü olur; vatandaşlarının güvenini kazanır ve geleceğe daha sağlam adımlarla yürür. İnanıyorum ki sizler enerjiniz, idealistliğiniz ve çalışma azminizle ülkemizin geleceğine önemli katkılar sunacak; bulunduğunuz her yerde bilginizle, duruşunuzla ve insanlığınızla güzel izler bırakacaksınız. Bilgiyle vicdanı, özgür düşünceyle sorumluluk duygusunu birlikte taşıyan, ülkesine, milletine ve insanlığa fayda üreten bireyler olarak geleceğin Türkiye’sine yön vereceksiniz. Bu nedenle kendinize yaptığınız her yatırım aslında ülkemizin geleceğine yapılmış bir yatırımdır. Bizlere düşen görev ise sizlere güvenmek, önünüzü açmak ve sizlere daha güçlü bir gelecek bırakmak için var gücümüzle çalışmaktır” ifadelerini kullandı.

 

 

 

“MERSİN DAİMA BİR ÇEKİM VE CAZİBE MERKEZİ OLMUŞTUR”

Mersin Valisi Atilla Toros ise Mersin’de Anayasa Mahkemesi Başkanını, Başkanvekillerini ve üyelerini ağırlamaktan büyük bir onur duyduklarını belirterek, “Mersin sadece coğrafi konumuyla değil, köklü tarihi, güçlü ekonomik yapısı ve zengin kültürel mirasıyla, geçmişten günümüze, daima bir çekim ve cazibe merkezi olmuştur. Mersin ortak paydasında kenetlenen insanıyla, bu şehir, farklılıkları zenginlik gören medeniyet anlayışımızın, yaşandığı bir kardeşlik ve hoşgörü şehridir. Bu kadim şehir, bugün de dinamik ticareti, kıtaları birbirine bağlayan güçlü lojistik ağı, üreten sanayisi, bereketli topraklarındaki tarımı ve eşsiz güzellikleriyle öne çıkan turizmiyle, bütüncül bir gelişim destanı yazmakta, Cumhuriyetimizin ikinci asrını, Türkiye Yüzyılı olarak taçlandırma hedeflerine, güçlü adımlarla yürümektedir. Şüphesiz ki bu büyük yükselişin, bu gurur tablosunun arkasında, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği, vizyonu ve şehrimize olan yüksek teveccühleri bulunmaktadır. Devletimizin, ülkemizin, dört bir yanında sürdürdüğü, yatırım ve kalkınma hamlesinden, şehrimizin en üst düzeyde pay alması, Mersin’imizin tüm sektörlerde, eş zamanlı gelişimini sağlamış, ilimizi, bölgesel ölçekte güçlü bir merkez, küresel ölçekte, yükselen bir aktör, konumuna taşımıştır. İşte bu büyük gelişimin, en önemli taşıyıcı sütunlarından biri de,

hiç şüphesiz Mersin Üniversitemizdir. Çünkü üniversitemiz; şehriyle bütünleşen, üretimle aynı istikamette yürüyen, bilgiyi değere dönüştüren, bir ilim ve irfan merkezidir. Bu anlamlı programın, üniversitemizin çatısı altında, Düzenleniyor olması da, bu açıdan son derece kıymetlidir” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Başkan Özkaya’ya hediyeler taktim edildi.