Mersin Ticaret Borsası tarafından yapılan açıklamada, Mersin tarımının son 20 yıldaki dönüşümünün iyi analiz edilmesi gerektiği vurgulanarak, son 20 yılda Mersin’de tarım alanlarının yüzde 18 küçülerek 3,26 milyon dekara gerilediği belirtildi.
Haber Merkezi
TÜİK verilerine dikkat çekilen açıklamada, Mersin’in Türkiye tarım alanlarının yalnızca yüzde 1,4’üne ve kayıtlı çiftçi sayısının yüzde 1,8’ine sahip olmasına rağmen; meyve üretiminde yüzde 14’lük payla ilk sırada yer aldığı, sebze üretiminde ise yüzde 6’lık payla ülkenin önde gelen üretim merkezlerinden biri olduğu ifade edildi. Açıklamada, kentin aynı zamanda limanı, lojistik altyapısı ve tarıma dayalı sanayisiyle Türkiye’nin dış pazarlara açılan önemli kapılarından biri olduğu kaydedildi. Son 20 yılda Mersin’de tarım alanlarının yüzde 18 küçülerek 3,26 milyon dekara gerilediği, buna karşın meyvelik alanların yüzde 115 artışla 1,7 milyon dekara ulaştığı belirtilen açıklamada, tahıl alanlarının yüzde 61, sebze alanlarının ise yüzde 32 azaldığına dikkat çekilerek, üreticinin daha yüksek gelir sağlayan meyve üretimine yöneldiği ifade edildi.
Özellikle zeytin, şeftali, nektarin, muz, kayısı, erik ve avokado üretimindeki artışa dikkat çekilen açıklamada, önümüzdeki süreçte iklim krizi, su stresi, ani don olayları ve artan sıcaklıkların uzun ömürlü meyve bahçelerinde ciddi riskler oluşturacağı vurgulandı.
Mersin Ticaret Borsası açıklamasında, üretimin belirli dönemlere sıkışmasının arz ve fiyat baskısına, iş gücü sorunlarına, lojistik maliyetlerinin artmasına ve ihracatta pazar kayıplarına neden olduğuna işaret edilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
“Önümüzdeki dönemde ürün planlaması yalnızca üretim hacmi ve verim odaklı değil; iklim riski, hasat takvimi, su tüketimi, stok politikası ve ihracatın sürekliliği birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır.”
Açıklamada ayrıca, erkenci, normal sezon ve geççi çeşitlerin birlikte planlandığı, hasadın yılın tamamına yayıldığı ve ürün deseninin çeşitlendirildiği bir üretim modelinin oluşturulmasının önemine dikkat çekildi.
