‘ Yasa, sürecin bir parçasıdır; nihai sonucu değildir’

27 Nisan 2026 Pazartesi 16:53

Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Terörsüz Türkiye sürecine dair açıklamalarda bulundu. Süreçte bir tıkanıklık yaşandığını belirten Ekmen, yasanın sürecin bir parçası olduğunu, nihai sonucu olmadığını vurguladı.

Haber Merkezi

 

Batman Barosu’nun düzenlediği “Barış Sürecinin Hukuki ve Toplumsal Etkileri” paneline dinleyici olarak katılan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, panelde kısa bir konuşma yaparak, “Süreçte bir tıkanıklık var. Bu tıkanıklığın, anlaşıldığı kadarıyla, mağara boşaltma işleminin Gara bölgesine gelip dayanmasından kaynaklandığı görülüyor. 12 Mayıs'ta fesih ile birlikte yasanın çıkması gerekiyordu, bunu birçok defa dile getirdik. Çünkü yasa, sürecin bir parçasıdır; nihai sonucu değildir, olamaz. Ancak eğer sürecin evveliyatında, ‘biz fesih ve silahsızlanmayı tamamlarız, siz de sonra yasayı yaparsınız’ teminatı verilmişse, o teminatın bir güven bunalımına dönüşmeden gerçekleşmesi gerekiyor” dedi.

 

“MEŞRU TALEPLER AYRIŞTIRILMADAN TARTIŞILMALI”

Ayrıştırıcı olmadan taleplerin konuşulması gerektiğini belirten Ekmen, “Sürecin olumsuz neticelenmesi halinde, süreci yürüten üç liderin; sağlığı Abdullah Öcalan, başka bir sürece imkan ve fırsat vermeyeceğine göre, bu sürecin heba edilmeden tamamlaması gerekir. Bu süreç tamamlansın ki başını kaldıran ‘terörist’, en küçük talebi ifade eden ‘bölücü’ olarak etiketlenmesin. Başta anayasal eşitlik, anadilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi meşru ve siyasi taleplerin de terörize edilmeden ve ayrıştırılmadan tartışılması, konuşulabileceği bir iklime girilebilsin” ifadelerini kullandı.

 

“GERÇEK BARIŞ, GÜÇLÜ SİYASET VE HUKUKLA MÜMKÜN”

Silahların ebediyen susmasına yönelik atılan adımları açıkça desteklediğini TBMM 23 Nisan Özel Oturumu’nda da dile getiren Ekmen, “Gerçek barış; siyaset kurumunun güçlendiği, eşit vatandaşlık ilkesinin kök saldığı, Cumhuriyet’in demokrasiyle taçlandığı, devletin ahlaklı ve ehil kadrolarca yönetildiği, şeffaf ve öngörülebilir bir hukuk zemininde hayat bulur. Süreçte yaşanan tıkanıklığın en somut nedeni hukuki altyapının eksikliğidir. İktidarın artık bir yönetim tarzına dönüştürdüğü ‘Adımlar atılsın, hukuk arkadan gelsin.’ anlayışı güveni azaltıyor, belirsizliği ve şüpheyi besliyor. Milletimizin sürece olan desteği devam etse de inancı azalıyor. ‘Hayırlı işlerde acele ediniz.’ ilahî düsturuyla, ilgili yasanın Meclis’e geciktirilmeden sevki sağlanmalıdır. Yapılan ve yapılacak yasal düzenlemeler; devleti terörle mücadele, egemenlik ve yargılama hakkından alıkoymayacaktır, bu yasanın çıkmasının devlet aleyhine doğuracağı hiçbir sonuç yoktur. 1984'ten bugüne kadar bu amaçla doğrudan ya da dolaylı olarak toplam 11 kez yasal düzenleme yapılmış, birinin daha yapılacak olmasının yaratacağı bir zafiyet veya tehdit söz konusu değildir. Komisyon tarafından hazırlanan rapor değerlidir, ne var ki bu metin, meselenin temel sütunları olan tam demokrasiyi ve evrensel hukuku cesaretle sahiplenememiş, bu hususlar zayıf ve temenni seviyesinde kalmıştır” şeklinde konuştu.