Antalya’da uluslar arası uzmanların nükleer silahlanmayı konuştuğu saatlerde çevreciler Çernobil nükleer faciasının 40. yılına dikkat çeken etkinliklere imza atarken iktidar Mersin’de inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde elektrik üretim tarihinin Eylül ayında başlayacağını duyurdu.
HEDİYE EROĞLU
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde test sürecini eylül ayında başlatmayı planlıyor.
Rusya’dan nükleer teknoloji konusunda uzman üst düzey bir ekibin de sürece dahil olacağı belirtilirken, yakıt çubuklarının bu ekip gözetiminde reaktöre yerleştirileceği ifade edildi. Ardından santralde test amaçlı elektrik üretimine geçilecek. Deneme üretim sürecinin yaklaşık 9 ay sürmesi öngörülüyor.
Rus Rosatom, 2010 yılında imzalanan hükümetlerarası anlaşmaya göre Mersin Akkuyu’da her biri bin 200 olmak üzere toplam dört üniteden oluşan 4 bin 800 megavat gücünde Türkiye’nin ilk nükleer santralini inşa ediyor.
“ULUSLARARASI GÜVEN VE İSTİKRARIN MİHENK TAŞLARINDAN BİR TANESİ DE SİLAHSIZLANMADIR”
Ancak dünyada artan savaşlar nükleer tehdit endişesini büyütüyor. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen "Nükleer Konular Mercek Altında: Kritik bir Dönüm Noktası" başlıklı panelde, küresel nükleer silahların yayılmasının önlenmesine yönelik tartışmalar ele alındı.
BM Viyana Daimi Temsilcisi Kibaroğlu ise politikacıların bazen nükleer silahlara ilişkin risklerin ve tehlikelerin farkında olduğunu sandığını ancak söz konusu risk ve tehditlerin sürekli olarak değiştiğine işaret etti.
Nükleer materyallerin yanlış niyetlerle kullanıldığında çok kötü sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Kibaroğlu, "Burada uluslararası güven ve istikrarın mihenk taşlarından bir tanesi de silahsızlanmadır. Zaten 1968'de bir anlaşma imzalandı. 1970'te de yürürlüğe girdi ve umduk ki artık silahsızlanma olacak ve kitle imha silahları bu yönde ilerlemeyecek." ifadelerini kullandı.
Kibaroğlu, ancak bazı ülkelerin nükleer testlere devam etmek istediğine dikkati çekerek, “Nükleer gücü olan bazı ülkeler, nükleer gücü olmayanı bu gücü kullanmakla tehdit ediyor. Bazı olaylar yaşandı biliyorsunuz. Nükleer tesislere saldırılar gerçekleşti. Olay bu kadar karmaşıkken Pandora'nın kutusunu açıp nereye varacağız?" şeklinde konuştu.
Bütün uluslararası anlaşmalarda olduğu gibi nükleer anlaşmaların da bazı prensipleri olduğunu dile getiren Kibaroğlu, Türkiye'nin bu kurallara uyduğunu ve sorumluluklarını yerine getirdiğini söyledi.
“ULUSLARARASI HUKUK DÜZENİ ÇOK CİDDİ BİR RİSKLE KARŞI KARŞIYA”
AB Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi ve Silahsızlanma Özel Temsilcisi ve İran Nükleer Sorunu Özel Danışmanı Klement de birçok ülkenin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'nın (NPT) sürdürülmesi konusunda istekli olduğunu belirtti.
Genel resme bakıldığında uluslararası hukuk düzeninin çok ciddi bir riskle karşı karşıya olduğunu kaydeden Klement, "Nükleer savaş kesinlikle yapılmaması gereken bir şey. Çünkü kazananı olmayacak bir savaştır bu." diye konuştu.
Klement, sadece Rusya, Çin ve ABD'nin değil hepsinin bir araya gelerek bazı münazaralar yürütmeleri gerektiğini kaydederek, "İnsanlığın gerçekten nükleer silahlardan sonra hayatta kalması, gerçekten düşünüldüğünden çok daha komplike ve imkansız." değerlendirmesinde bulundu.
“NÜKLEER, SAVAŞTA DA BARIŞTA DA ÖLÜM GETİRİR. BU YÜZDEN HER YERDE, HEP BİRLİKTE: NÜKLEERE HAYIR!”
Antalya’da uluslar arası uzmanların nükleer silahlanmayı konuştuğu saatlerde çevreciler Çernobil nükleer faciasının 40. yılına dikkat çeken etkinliklere imza attı.
Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği’nce Istrancalar başta olmak üzere tüm Trakya bölgesinin doğal varlıklarını, canlı yaşamını tehdit edecek Kırklareli’in Vize ilçesinde İğneada ile Kıyıköy arasında planlanan nükleer santral projesine karşı programlanan “Trakya’da Nükleer Santral İstemiyoruz” konulu panel bugün gerçekleştirildi. Etkinlikte nükleer tehdide dikkat çekilerek nükleer santrallerin; pahalı, riskli ve doğaya düşman olduğunu bir kez daha vurgulandı. “Mersin Akkuyu’da kurulan, Trakya ve Sinop’ta planlanan projelere karşı, yaşamı savunmaya devam edeceğiz” diyen çevreciler. Çernobil’in üzerinden geçen 40 yılın ardından hâlâ süren yıkım ortadayken, ‘elektrik üretimi’ adı altında bu risklerin kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Çevreciler, “Nükleer, savaşta da barışta da ölüm getirir. Bu yüzden her yerde, hep birlikte: Nükleere hayır!” mesajı verdi.
MERSİN’DE NÜKLEER KARŞITLARI PANELDE BULUŞACAK
Öte yandan her yıl Çernobil nükleer felaketinin yıldönümü olan 26 Nisan’da çeşitli etkinliklere imza atan Mersin’deki nükleer karşıtları da, kolları sıvadı.
Mersin’de TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO, Tabip Odası ve Mersin Barosu işbirliği ile 25 Nisan Cumartesi günü saat 14:00’de Mimarlar Odası Mersin Şubesi’nde, “Nükleer Enerji Santralleri ve Etkileri” konulu bir panel gerçekleştirilecek.
EMO İstanbul Şube Başkanı ve İstanbul nükleer Karşıtı Platformdan Erhan Karaçay’ın moderatörlüğünü yapacağı etkinlikte Mersin Barosu Çevre Komisyonu Başkanı avukat Derya Demir, Mersin Tabip Odası Çevre ve Ekoloji Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Gülçin Yapıcı ve EMO Mersin Şube Yönetim Kurulu Üyesi Hanifi Yayıcı konuşmacı olacak.
AKKUYU’DA 2. GÜÇ ÜNİTESİ’NDE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Öte yandan Akkuyu Nükleer Santralini inşa eden şirket ise 2. Güç Ünitesi’nde çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Şirketten yapılan açıklamaya göre; Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) 2. Güç Ünitesi’nin reaktör binası iç koruma kabuğunun 6. katmanının kurulumu yapıldı. Yapının tasarım konumuna montajı yaklaşık 4 saat sürdü. 40 uzmanın görev aldığı montaj çalışması planlandığı şekilde yapıldı. Paletli vinç bomuna sabitlenen özel taşıma kirişi, ayrı hidrolik silindirler aracılığıyla konum ayarı yapılarak yapının hassas şekilde konumlandırılmasını sağladı. Kurulumdan sonra 2. Güç Ünitesi’nin reaktör binasının yüksekliği 8,28 metre artarak 51,5 metreye ulaştı. Altıncı katmanın kurulumu, Akkuyu NGS’nin 2. ve 3. Güç Üniteleri arasında yer alan özel bir montaj sahasında yapıldı. Yaklaşık 30 uzman, 3 ay boyunca 30 ayrı bloğu bir araya getirerek, 44 metre çapında ve 141 ton ağırlığında tek bir metal yapı oluşturdu.
Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, “İç koruma kabuğunun bileşenlerinin montajı, yüksek hassasiyet ve ekiplerin koordineli çalışmasını gerektiriyor. Bu, birbirinden bağımsız elemanların teslimatı ve boşaltılmasından tasarım konumuna montajına ve ardından betonlanmasına kadar her aşamanın önemli olduğu karmaşık bir mühendislik operasyonudur. İkinci Güç Ünitesi’ndeki çalışmalar istikrarlı bir tempoda ilerliyor, sırada reaktör binası sızdırmazlık alanının iç koruma kabuğu kubbesiyle kapatılması var” ifadelerini kullandı.
