Size sesleniyorum. Kötü kadınlara.
Erkeğe değil. Topluma değil. Özellikle size.
Çünkü bazen yüz erkekle oturup bu konuları konuşabilirim; anlatırım, tartışırım, gerekirse saatlerce uğraşırım. Ama sizinle konuşurken insanın elinde anlatacak güç kalmıyor.
Çünkü siz yalnızca kendinizi bir adım geriye koymakla kalmıyor, başka kadınların da orada kalmasını istiyorsunuz.
“Bizim zamanımızda böyle değildi.”
Değildi tabii.
Çünkü eskiden birçok kadının parası yoktu, mesleği yoktu, kendi hayatı üzerinde söz hakkı yoktu. Gitmek istese gidecek yeri yoktu.
Siz buna “sabır” diyorsunuz.
Hayır. Bunun adı mecburiyetti.
Şimdi kadın okuyor, çalışıyor, kendi parasını kazanıyor ve kendi ayakları üzerinde duruyor. Evlendiğinde bir erkeğe sığınmak için değil, hayatına bir yol arkadaşı almak için evleniyor.
Ve siz hâlâ “Kadın biraz sabredecek.” diyorsunuz.
Neden?
Çünkü siz sabrettiniz diye herkes mi sabretmek zorunda?
Siz sustunuz diye biz de mi susacağız?
Siz çıkamadınız diye biz de mi aynı kapının arkasında kalacağız?
Bir söz vardır: “Bir köleye köle olduğunu anlatmak, en zor şeydir.”
İşte bazen en acı olan da bu.
Kendi zincirini normal sanan birine zincirlerinin olmadığını anlatmaya çalışmak.
Bizi, sizin kabullendiğiniz hayatı reddettiğimiz için suçlamayın.
Biz sizin düşmanınız değiliz.
Ama sizin normalleştirdiğiniz şeyi normalleştirmeyeceğiz.
“Yine aynı konular.” diyorsunuz.
Evet, yine aynı konular.
Çünkü hâlâ anlamıyorsunuz.
Ve kusura bakmayın; rahatsız olmanız artık bizim problemimiz değil.
Siz susabilirsiniz.
Siz katlanabilirsiniz.
Siz kendi hayatınızı nasıl yaşamak istiyorsanız öyle yaşayabilirsiniz.
Ama bunu bize miras bırakmayacaksınız.
Biz sizin sustuğunuz yerde konuşacağız.
Sizin korktuğunuz yerde cesaret edeceğiz.
Sizin “olmaz” dediğiniz yerde “neden olmasın?” diyeceğiz.
Ve bize “kötü kadın” diyecekseniz, deyin.
Çünkü artık sizin “iyi kadın” tanımınızın içinde susmak, katlanmak ve kendinden vazgeçmek varsa…
O tanıma girmeyi reddediyoruz. Biz sustukça siz haklı olduğunuzu sandınız. Artık konuşuyoruz.
Ve bu kez susmayacağız.
Ne sizin hatırınız için, ne toplumun rahatlığı için, ne de sizin yarım bıraktığınız cesareti taşımaktan korktuğumuz için.
Biz sizin sustuğunuz yerde başlayacağız.









