Mersin’de 61 derneği bünyesinde buluşturan Doğu Güneydoğu Dernekler Federasyonu, barış sürecine destek için tek ses oldu. Sivil toplum temsilcileri, ‘Barış ve kardeşliğe inanıyoruz’ mesajı verdi.
Haber Merkezi
Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde (MGC) bir araya gelen dernek temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve inanç kurumu ‘barış ve kardeşlik’ mesajı verdi. Temsilciler adına açıklama yapan Federasyon Sözcüsü ve Vanlılar Derneği Başkanı Murat Karahan, Türkiye’nin en önemli ihtiyaçlarından birinin toplumsal barışın güçlendirilmesi olduğunu dile getirerek, kardeşlik hukukunun yeniden tahkim edilmesi ve farklılıkları zenginlik olarak gören demokratik bir anlayışın kalıcı hale getirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Karahan, “Yüzyıllardır aynı coğrafyada birlikte yaşayan Türkler, Kürtler, Araplar, Zazalar, Aleviler, Sünniler ve tüm halklar; acıyı da sevinci de birlikte yaşamış, tarih boyunca kader birliği yapmıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kadim kültürünü taşıyan sivil toplum temsilcileriyiz. Çatışmanın değil diyalogun, ayrışmanın değil kardeşliğin, inkarın değil eşit yurttaşlığın yanında olduğumuzu güçlü bir şekilde ifade ediyoruz. Türkiye'nin geleceğinin; demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, insan hakları, toplumsal adalet ve ortak yaşam iradesiyle daha güçlü olacağına inanıyoruz. Bu çerçevede Kürt meselesinin çözümüne yönelik atılan her samimi adımı, toplumsal huzur adına önemli görmekteyiz” şeklinde konuştu.
“BU KARDEŞLİK SİYASİ HESAPLARA KURBAN EDİLMEMELİ”
Gerçek barışın yalnızca silahların susmasıyla olmadığını, adaletin, eşit yurttaşlığın ve karşılıklı saygının tesis edilmesiyle mümkün olacağının altını çizen Karahan, “Kürtçenin kamusal alanda özgürce yaşatılmasını. Ana dilde kültürel ve eğitimsel hakların demokratik standartlar içerisinde değerlendirilmesini. Türkiye'de yaşayan tüm halkların ve inançların kendisini anayasal güvence altında eşit hissetmesini. Alevilerin, Zazaların, Arapların, Türkmenlerin ve tüm toplumsal kesimlerin kendisini bu ülkenin asli unsuru olarak görmesini. Demokratik, sivil ve kuşatıcı yeni bir anayasanın toplumun ortak mutabakatıyla hazırlanmasını önemli görüyoruz. Kürt ile Türk'ün kardeşliği Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Kurtuluş Savaşı'ndan günümüze kadar ortak mücadeleyle büyümüştür. Bu kardeşlik siyasi hesaplara kurban edilmemeli; aksine demokrasiyle, hukukla ve toplumsal barışla daha da güçlendirilmelidir. Sivil toplum kuruluşlarına bu süreçte büyük sorumluluk düşmektedir. Dernekler, federasyonlar, kanaat önderleri, akademisyenler, sanatçılar ve gençler, kutuplaştırıcı dili değil birleştirici dili hâkim kılmalıdır. Bizler de bu anlayışla üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu kamuoyuyla paylaşıyoruz. Hiç kimsenin kimliğinden, dilinden, inancından veya kültüründen dolayı dışlanmadığı; herkesin eşit ve onurlu yurttaşlık temelinde kendisini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye mümkündür. Bu vesileyle; demokratik adımlar TBMM inde ivedilikle atılmalı barışı, kardeşliği, toplumsal huzuru ve demokratik uzlaşıyı önceleyen herkesi sağduyuya, diyaloğa ve ortak geleceğimizi birlikte inşa etmeye davet ediyoruz. Yaşasın Anadolu ve Mezopotamya halklarının kardeşliği” ifadelerini kullandı.
