‘Hayatlarımız yargı paketlerine sığmaz’

14 Haziran 2026 Pazar 19:36

Yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeler ile 12. Yargı Paketi kapsamında kadınlar, çocuklar ve LGBTİ’leri hedef alan değişikliklere tepki gösteren Mersinli kadınlar, “Haklarımızın gasp edilmesine sessiz kalmıyoruz” dedi.

Mersin Kadın Platformu, Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararına, Medeni Kanun’da yapılması planlanan yasal değişikliklere ve 12. Yargı Paketi kapsamında LGBTİ’lerin ve çocukların haklarına yönelik yeni düzenlemelere karşı basın açıklaması gerçekleştirdi.

 

“YARGI DEĞİL, GASP PAKETİ! 12. YARGI PAKETİ’NE HAYIR!”

Platform adına basın açıklamasını okuyan Mersin Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, iktidarın ‘yargı paketi’ adı altında önümüze getirdiği bu hak gaspı paketine karşı haklarına ve hayatlarına sahip çıkmak için bir arada olduklarını söyledi. “Meclis gündemine getirilen 12. Yargı Paketi, iddia edildiği gibi toplumun adalete erişimini değil; kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların haklarını torba yasalarla gasp etmeyi amaçlıyor” diyen Göksoy, bu yüzden 12. Yargı Paketi’nin her bir maddesini reddettiklerini kaydetti.

 

“BİZ BU KURNAZLIĞI TANIYORUZ”

Başkan Göksoy, “Bugün burada bu pakette neler olduğunu tek tek anlatmak için toplandık. Birçok maddeyi tek bir seferde, hayatlarımız üzerindeki etkisi tartışılmadan meclisten alelacele geçirmek istiyorlar. Biz bu kurnazlığı bir gece vakti tek adamın kararıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasıyla tanıyoruz. Torba yasalar; Saray'ın kazanılmış haklarımıza saldırmak için kullandığı bir araçtır” dedi.

 

“KÜRT VE ÇERKES KADINLARINI HEDEF ALAN FIKRALAR MİZAH DEĞİL”

Kürt ve Çerkes kadınlarını hedef alan fıkraların mizah değil, erkek egemen, milliyetçi ve ayrımcı zihniyetin ürünü olduğunu da dile getiren Çiğdem Göksoy, “Kadınları ve halkları küçümseyerek gülenler, aslında kendi tahakküm anlayışlarını normalleştirmeye çalışırlar. Kadınlara yönelik cinsiyetçiliği, etnik kimliklere yönelik ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi espri adı altında meşrulaştırmaya çalışan bu anlayış; bugün haklarımızı gasp etmeye çalışan politikaların beslendiği zihniyetle aynı kaynaktan beslenmektedir.

 

“12. YARGI PAKETİ’NDE KADIN VE ÇOCUK DÜŞMANLIĞI, HOMOFOBİ VAR”

12. Yargı Paketi’nde kadın ve çocuk düşmanlığı, homofobi var. Boşanmayı hızlandırma bahanesiyle kadınların velayet, tazminat ve nafaka haklarını davadan ayırmayı amaçlıyorlar. Bu yargı paketinin kadınları tehdit ederek baskı uygulayarak haklarından vazgeçmeye zorlamaktan, erkeklerin işini  kolaylaştırıp, sırtını sıvazlamaktan başka bir faydası yoktur. Kadınlar da hızlı boşanmak istiyor diyerek haklarımızı alttan alta oymaya çalışmalarına sessiz kalmıyoruz. Boşanmayı hızlandırmak haklarımızı gasp etmeden de mümkündür.

 

“KADINLARIN YOKSULLAŞTIRILMASININ ÜZERİNİ ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR”

Yıllardır süren örgütlü yalanlarla nafaka hakkımıza saldıranlar, evlilik içinde kadınların yoksullaştırılmasının üzerini örtmeye çalışıyor. Zaten koşullara bağlı olan nafakayı süresiz ve koşulsuzmuş gibi sunarak kadınların maruz kaldığı şiddet ve sömürünün  konuşulmamasını istiyorlar. Kadınların kendi ayakları üzerinde durabilecekleri ekonomik ve sosyal güvenceden mahrum bırakılmaları, şiddet gördükleri ve sömürüldükleri aileye bağımlı hale getirilmeleri amaçlanıyor. Ağırlaşan geçim koşullarında ve bütün kamusal hizmetlerin hızla piyasalaştırıldığı; eğitimden sağlığa her şeyin parayla alınır satılır hale geldiği, gericiliğin devlet eliyle güç kazandığı bu dönemde, kadınlara reva görülen bu! Bizi eşitsizlikle, yoksullukla şiddet ve sömürü dolu ailelere mahkum etmek isteyen kadın düşmanı politikalara sessiz kalmıyoruz.

 

“ARABULUCULUK MASALARINI REDDEDİYORUZ”

Bizi ‘uzlaştırma’ kılıfıyla şiddet faili erkeklerle aynı masaya oturtmak istiyorlar. Kendilerinin dahi ‘ikna masası’ olduğunu itiraf ettiği, eşitsizliğin ve erkek şiddetinin meşrulaştırıldığı bu arabuluculuk masalarını reddediyoruz.

Aile 10 yılı ilan edilmişken; bu düzenlemede, kadınları ‘ahlak sopasıyla’ kontrol altına alma hedefi yatıyor. Tanımı bilinçli olarak muğlak bırakılan ‘biyolojik cinsiyete aykırılık’ ve ‘alenen özendirme& kavramlarıyla varlığımız ve örgütlenme hakkımız suç ilan edilmek isteniyor. Nasıl yaşadığımızdan kiminle birlikte olacağımıza kadar hayatımızın her zerresine dahil olmaya, denetlemeye çalışan bu nefret yasasını kabul etmiyoruz. LGBTİ+’ları kamusal alandan silmeyi amaçlayan bu kavramları tanımıyoruz. 25 yaş sınırı ve hapis cezası tehditleriyle transların bedenlerine ilişkin kararları ve sağlık hakkı gasp ediliyor. Bu nefret yasasına karşı hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkıyoruz.

 

“ÇOCUKLAR DA BİR KEZ DAHA KORUMA MEKANİZMALARINDAN BİLEREK UZAK BIRAKILIYOR”

Bu torba yasanın içinde çocuklar da bir kez daha koruma mekanizmalarından bilerek uzak bırakılıyor. Devlet, çocukların ne eğitime devamlılığını denetliyor ne şiddet ve istismardan koruyor ne failleri cezalandırıyor ne çocuk işçiliğini engelliyor ne de çocukların içinde bulunduğu yoksulluğa tedbir alıyor. Bunun karşısında çocukları korumaya dair tüm sorumluluğunu bir kez daha bu paket ile ebeveynlerin ve hatta çocukların üzerine yıkıyor. En tehlikeli nokta ise çocukluğun tartışmaya açılması. Bugün çocuklar için "suç işlediğinde yetişkin gibi cezalandırılsın" demek, çocuklar için yarın cinsel istismar davalarında "rızası vardı" demenin hukuki zemini kolaylaştırıyor.

 

“KAZANILMIŞ HAKLARIMIZA YAPILAN SALDIRILARA KARŞI YAN YANA DURUYOR, MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ”

Sosyal medyaya kimlik numarası şartı getirilmesinin amacı ise bir sansür ve fişleme mekanizması kurmak. Haklarımızı gasp edenlerin sesi serbestçe çıkarken, bizlerin sesini ve sözünü kısmaya çalışan bu yasaya karşı hiçbir alanı terk etmiyoruz.

Kazanılmış haklarımıza yapılan saldırılara karşı yan yana duruyor, mücadeleyi büyütüyoruz.

Kadın, LGBTİ+ ve çocuk düşmanı olan 12. yargı paketiyle haklarımızın gasp edilmesine, hayatlarımızın denetlenmesine, kararlarlarımıza müdahale edilmesini kabul etmiyoruz, sessiz kalmıyoruz. Türkiye’nin pek çok ilinden bu yargı paketine geçit vermeyeceğini duyuran kadınların ve LGBTİ+ların sesini bir kere daha buradan yükseltiyoruz: On yıllar süren mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımlarımızdan, anayasal ve yasal haklarımızdan, eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam ısrarımızdan vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz. 12. Gasp Paketi’ne hayır!” diye konuştu.