Emeklilerden 20 bin TL seyyanen zam çağrısı

15 Mayıs 2026 Cuma 17:21

Tüm Emeklilerin Sendikası Mersin Şubeler Platformu, Türkiye genelinde eş zamanlı yapılan açıklamalarda emeklilerin derin yoksullukla karşı karşıya olduğunu belirterek, maaşlara 20 bin TL seyyanen zam istedi.

Milyonlarca emeklinin geçim sıkıntısıyla mücadele ettiğini belirten Tüm Emeklilerin Sendikası Mersin Şubeler Platformu, artan hayat pahalılığına karşı emekli maaşlarına acil düzenleme çağrısı yaptı. Yoğurt Pazarı’nda bir araya gelen emekliler, attıkları sloganlarla tepkilerini ve taleplerini dile getirdi. Emekliler adına açıklama yapan Murat Akkaya, 12 Nisan’da Türkiye’nin 8 bölgesinde eş zamanlı gerçekleştirdikleri bölge mitingleriyle yetkilileri uyardıklarını belirterek, “İstanbul'dan Bursa'ya, Aydın'dan Mersin'e, Kayseri'den Trabzon'a, Karabük'ten Dikili'ye kadar yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı bu mücadele hattı, emeklilerin artık sessiz kalmayacağının açık ilanı olmuştur. Meydanlarda yükselen ses; açlığa, yoksulluğa, sefalet ücretlerine ve halk düşmanı politikalara karşı ortak bir itirazın sesi olmuştur. Emekliler olarak bir kez daha göstermiş bulunuyoruz ki; bu ülkenin gerçek sahipleri, yıllarca üreten, çalışan ve alın teri döken milyonlardır. Bugün milyonlarca emekli açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Emekli aylıkları eridikçe erimiş, temel yaşam giderleri karşılanamaz hale gelmiştir. Elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım ve gıda fiyatları karşısında emekliler nefes alamaz durumdadır” dedi.

 

“HER EMEKLİ AYLIĞINA DERHAL 20 BİN TL SEYYANEN ZAM YAPILMALIDIR”

Her emekli aylığına derhal 20 bin TL seyyanen zam yapılması gerektiğini vurgulayan Akkaya, “Bugün emeklilerin yaşadığı yoksulluğun temel nedeni, emekli aylıklarının yıllar içerisinde sistemli biçimde eritilmesidir. Maaşlara yapılan göstermelik artışlar daha emeklinin cebine girmeden; zamlar, faturalar ve hayat pahalılığı karşısında buharlaşmaktadır. Milyonlarca emekli artık kira, gıda, ulaşım, sağlık ve temel yaşam giderlerini karşılayamaz hale gelmiştir. En düşük emekli aylıkları açlık sınırının bile altında kalırken, milyonlarca emekli yaşamını sürdürebilmek için borçlanmakta, ek iş aramakta ya da en temel ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda bırakılmaktadır. Bu nedenle emeklilerin sorunu yalnızca ‘yüzdelik zam’ meselesi değildir. Çünkü düşük maaşa yapılan yüzdelik artış, düşük maaşı daha da kalıcı hale getirmektedir. Kök aylık oyunları ve oran hesaplarıyla emekliler yıllardır oyalanmaktadır.

Seyyanen zam maaşı düşük olan emeklilerin nefes alabilmesi için zorunludur. Bu talep yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir taleptir. Çünkü emekliler: Pazara çıkamaz hale gelmiştir. Et, süt, peynir gibi temel gıda ürünlerine ulaşamamaktadır. Elektrik ve doğalgaz faturaları karşısında çaresiz bırakılmıştır. Sağlık harcamalarını karşılayamaz durumdadır. Yıllarca çalışmasına rağmen yoksulluk içinde yaşamaya mahkûm edilmiştir. Bir ülkede emekliler açlıkla sınanıyorsa, orada sosyal devlet çökmüş demektir. Bayram ikramiyesi adı altında verilen 4 bin TL ise emeklilerin yaşadığı gerçekliği gizleyememektedir. Verilen bayram ikramiyesi bugün bir haftalık pazar parası bile değildir.

2018 yılında seçim sürecinde bin TL olarak başlatılan bayram ikramiyesi, o günün ekonomik koşullarında emekliler açısından kısmen de olsa nefes aldıran bir ödeme niteliğindeydi. O dönem net asgari ücret bin 603 TL idi. Yani verilen ikramiye asgari ücretin yaklaşık yüzde 62'sine denk geliyordu.

Bugün ise 4 bin TL'ye çıkarılmış görünse de, asgari ücret karşısında ciddi biçimde erimiş durumdadır. Eğer aynı oran korunsaydı bugün bayram ikramiyesinin en az 17.500 TL olması gerekirdi.

 

“EMEKLİLER BU ÜLKENİN YÜKÜ DEĞİL, ONURUDUR”

Kurban Bayramı öncesinde İkramiyenin artırılmasına ilişkin hiçbir hazırlığın yapılmaması da İktidarın emeklilerin yaşadığı yıkımı görmezden geldiğini göstermektedir. Bizler biliyoruz ki sorun yalnızca ekonomik değildir. Sorun; emeği değersizleştiren, halkı yoksullaştıran siyasal ve ekonomik düzendir.

Emeklilere kaynak yok denilirken; sermayeye vergi afları çıkarılmakta, şirket borçlar silinmekte, kamu kaynakları bir avuç ayrıcalıklı çevreye aktarılmaktadır. Bu adaletsizliği kabul etmiyoruz.

Bizler sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Çünkü bu ülkenin bütün değerlerini bizler ürettik. Fabrikalarda, tarlalarda, okullarda, hastanelerde, atölyelerde, kamu kurumlarında yıllarımızı verdik. Bugün bize reva görülen sefalet düzenini kabul etmiyoruz. Emeklilerin yaşam hakkını savunmaya, alanlarda ve meydanlarda mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Hiç kimse unutmasın: Emekliler bu ülkenin yükü değil, onurudur. Ve o onur teslim olmayacaktır” şeklinde konuştu.