Avukat Musa Bendaş için adalet çağrısı

2 Nisan 2026 Perşembe 17:16

Adana’da barışçıl bir protestoya katıldığı için tutuklanan avukat Musa Bendaş’a meslektaşlarından destek geldi. Mersin’de bir araya gelen avukatlar, yaşanan süreci “ifade özgürlüğüne ve savunma hakkına açık müdahale” olarak nitelendirerek, “Bu yalnızca bir tutuklama değil, hukuk devletinin sınandığı kritik bir eşiktir” dedi.

Haber Merkezi

 

Mersin’de bir araya gelen avukatlar, avukat Musa Bendaş’ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Mersin Adliyesi önünde bir araya gelen avukatlar, tutuklanan Bendaş’ın derhal bırakılmasını istedi. Avukatlar adına açıklama yapan Avukat Sabahat Gençtarih, “Üyemiz Avukat Musa BENDAŞ, Rojava'ya yönelik HTŞ ve IŞİD çetelelerinin gerçekleştirmiş olduğu saldırılara karşı Adana'da düzenlenen barışçıl bir protesto etkinliğine katıldığı gerekçesiyle 23 Ocak tarihinde gözaltına alınmış, 24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü'nde ise ‘polise mukavemet’ iddiasıyla tutuklanmıştır. Bir avukatın barışçıl bir protestoya katıldığı gerekçesiyle özgürlüğünden yoksun bırakılması kabul edilememelidir. Bu tutuklama yalnızca bireysel özgürlüğün sınırlandırılması değil, ifade özgürlüğüne, barışçıl toplanma hakkına ve savunma mesleğinin kurumsal güvencelerine yönelen açık bir hak ihlalidir. Bu nedenle yaşanan süreç yalnızca ceza muhakemesi bağlamında değerlendirilebilecek bir yargısal işlem değil; hukuk devleti ilkesinin ve demokratik toplum düzeninin doğrudan sınandığı siyasal bir müdahaledir.

Demokratik bir toplumda devlet iktidarı hukukla sınırlandırılır ve bireyin özgürlük alanı güvence altına alınır. İfade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakkı bu düzenin temel taşlarıdır. Siyasal iktidarın yürüttüğü politikalara yönelik eleştirilerin barışçıl yollarla dile getirilebilmesi, demokratik toplumun varlığının en önemli göstergelerinden biridir. Rojava'ya yönelik saldırılar Türkiye'nin dış politikasıyla doğrudan ilişkilidir ve bu politikalara yönelik eleştirilerin kamusal alanda ifade edilmesi meşru bir haktır. Savaş politikalarına, çatışma ortamına ve insan hakları ihlallerine karşı söz söylemek demokratik yurttaşlığın bir gereğidir ve kriminalize edilemez” dedi.

 

“GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI ANAYASA’DA GÜVENCE ALTINA ALINMIŞTIR”

Gösteri yürüyüşü hakkının Anayasa’da güvence altına alındığının altını çizen Gençtarih, “Aynı şekilde Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. ve 11. maddeleri de ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma hakkını koruma altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre ifade özgürlüğü yalnızca toplum tarafından kabul edilen düşünceler için değil; devleti veya kamu otoritelerini rahatsız eden düşünceler için de geçerlidir. Buna rağmen barışçıl bir protestoya katılmanın cezai soruşturma konusu yapılması demokratik toplum ilkeleriyle bağdaşmamakta ve eleştirel düşüncenin bastırılmasına yönelik bir müdahale niteliği taşımaktadır.

Öte yandan üyemiz hakkında yürütülen soruşturma sürecinde Avukatlık Kanunu'ndan doğan mesleki güvenceler ve özel soruşturma usulleri açık biçimde ihlal edilmiştir. Avukatlık mesleği yalnızca bir meslek faaliyeti değil; savunma hakkının kurumsal güvencesi ve adil yargılanma hakkının vazgeçilmez bir unsurudur. Bu nedenle avukatlar hakkında yürütülecek soruşturmalarda öngörülen usuller savunma mesleğinin bağımsızlığını koruyan temel güvencelerdir. Buna rağmen üyemiz hakkında çağrı usulü uygulanmaksızın doğrudan gözaltı işlemi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca soruşturma kapsamında Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmaksızın işlem tesis edilmesi hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerinin açık ihlalidir. Bendaş'ın yaklaşık iki aya yaklaşan bir süredir özgürlüğünden yoksun bırakılmış olması ise tutuklama tedbirinin niteliği bakımından ciddi bir hak ihlali oluşturmaktadır. Ceza muhakemesi hukukunda tutuklama istisnai bir koruma tedbiridir ve ancak zorunluluk, ölçülülük ve son çare olma ilkeleri çerçevesinde uygulanabilmelidir, buna rağmen uzun süreli tutukluluk hali, bu tedbirin fiilen bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü göstermektedir.

 

“AVUKAT MUSA BENDAŞ DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da tutuklamanın amacının cezalandırmak değil, yalnızca yargılamanın sağlıklı yürütülmesini sağlamak olduğu açıkça belirtilmektedir. Ancak buna rağmen yargılamanın tutuklu devam etmesi yargı makamlarının kanunlara ve içtihatlara göre değil, hukuki ölçütlerden uzaklaşan ve siyasal saiklerle şekillenen bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir. Rojava'ya yönelik HTŞ ve IŞİD çetelelerinin gerçekleştirmiş olduğu işgal girişimlerine karşı gerçekleştirilen protestolara katılan yurttaşlara yönelik gözaltı ve tutuklamalar normalleştirilmiş, Musa BENDAŞ dışında da benzer eylemlere katılan çok sayıda yurttaşın da aynı şekilde hedef alındığı görülmüştür. Oysa barışçıl protesto hakkı, mesleği ya da kimliği ne olursa olsun herkes için geçerli temel bir demokratik haktır. Rojava'ya yönelik saldırıları protesto eden kişilerin avukat ya da yurttaş olmalarına bakılmaksızın cezai soruşturmalarla karşı karşıya bırakılması ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkının ihlalidir. Savaş politikalarına yönelik eleştirilerin ve barış talebinin kriminalize edilmesi kabul edilemez. Bu uygulamalar yalnızca protesto hakkını kullanan yurttaşları değil, savunma mesleğini icra eden avukatları da hedef alan sistematik bir baskı politikasının parçasıdır. Fakat, Avukatlık mesleği yalnızca teknik bir hukuk hizmeti sunma faaliyeti değildir. Avukatlar, hukukun üstünlüğünün ve savunma hakkının korunmasında kamusal bir rol üstlenirler. Bu nedenle avukatların düşüncelerini ifade etmeleri veya toplumsal meseleler hakkında görüş açıklamaları nedeniyle baskı altına alınmaları savunma hakkının kurumsal varlığına yönelik bir müdahaledir. Bu çerçevede ÖHD üyesi Kürt avukat Musa BENDAŞ'ın bir protesto yürüyüşü gerekçe gösterilerek tutuklanması kabul edilemez. ÖHD'nin özellikle Kürt illerinde yaşanan hak ihlallerine karşı yürüttüğü hukuki mücadele sürecinde birçok avukat soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakılmıştır. Musa BENDAŞ'ın tutukluluğu da bu baskı politikalarının yeni bir örneğidir. Savunmaya ilişkin her türlü müdahale hukuk devleti ilkesinin yok sayılışının tezahürü olmakla birlikte, yargı makamlarının baskı rejimine kılıf haline getirildiğinin de ispatı niteliğindedir. Aynı zamanda Musa Bendaş'ın Demokratik Toplum, Toplumsal Barış şiarıyla kendine hayat bulan bir ortaklaşma ve barış sürecinde tutuklanmış olması ise eleştirel bakış açılarının karşı karşıya bulunduğu baskı ortamını sembolik olarak da ortaya koymakla birlikte sürecin ruhuna ve muhteviyatına aykırılık teşkil etmektedir. Üyemiz Musa Bendaş'ın hukuka aykırı şekilde devam eden tutukluluğunu kabul etmiyoruz. Savunma mesleğini ve temel hak ve özgürlükleri hedef alan bu uygulamalara derhal son verilmeli, üyemiz Avukat Musa Bendaş derhal serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.